ADANA İLİ ŞİFALI SULARI VE KAPLICALARI

Yapılan sondajlar sonucu birçok ilçesinde jeoterınal su yatakları tespit edilen Adana ilimizde, her derde deva çok sa­yıda şifalı su kaynağı bulunmaktadır. Her yıl binlerce insanın ziyaret ettiği ve’şifa aradığı Adana kaplıcalarının, gerek kap­lıca ve gerekse içme tedavisi yoluyla çeşitli hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir. Bu kaplıcaların aynı zamanda bölge    tu­rizminin gelişmesini hızlandıran faktörlerin başında yer aldı­ğı söylenebilir.

11 dahilindeki şifalı sulardan yararlanmak isteyen kişile­rin, gerek kaplıca bölgelerinde yeterli konaklama tesislerinin bulunmaması, gerekse kaynakların il merkezine fazla uzak olmamaları nedeniyle, Adana ve Ceyhan merkezli otelleri tercih etmeleri tavsiye edilir. Konaklama ve diğer tüm bilgiler için Adana Turizm Danışma Bürosu’na müracaat edilebilir.

(daha&helliip;)

ADIYAMAN İLİ ŞİFALI SULARI VE KAPLICALARI

Ulaşım bakımından Türkiye’nin oldukça sapa kalmış bir yöresinde bulunan Adıyaman, aslında şifalı suları bol olan il­lerimizden biridir. Bu sular özellikle Besni ve Çelikhan ilçele­rinde toplanmış durumdadır.

Adıyaman’ın 45 kilometre kadar batısında bulunan Bes­ni ilçesinde; mide ve bağırsak rahatsızlıkları ile hemoroide ‘basura’ iyi gelen Besni İçmesi’nin yanı sıra, halkın çok rağ­bet ettiği yerlerden olup genelde ‘Besni Kaplıcaları’ diye bili­nen iki adet kaplıca bulunmaktadır. Bu kaplıcalar; (daha&helliip;)

AFYON İLİ ŞİFALI SULARI VE KAPLICALARI

Kış mevsiminin çok sert ve çok soğuk geçmesine karşılık, Afyon bir kaplıcalar şehri, bir termal su cennetidir. Yöredeki sıcak su kaynakları, Türkiye’de olduğu kadar uluslararası alanda da ün yapmıştır. Tarihi geçmişleri çok eskilere dayanan bu kaplıcalar Romalılardan önce de bilinmekte ve bir kısmı binlerce yıldan beri kullanılmaktadır.
Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) tarafından yapılan bölge etütlerinde; Afyon Merkez, Çay ve Sandıklı ilçelerinde jeotermal su ve yine Merkez, Bolvadin, Ihsaniye ve Sandıklı ilçelerinde bol miktarda kaplıca suyu tespit edilmiştir. (daha&helliip;)

AĞRI İLİ ŞİFALI SULARI VE KAPLICALARI

Maden Tetkik Arama Enstitüsü tarafından yapılan çalışmalar sonucu, bölgede bol miktarda kaplıca suyu ve maden suyu rezervlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Özellikle, Ağrı Merkez ve Diyadin ilçelerinde sıcak kaplıca suyu, Taşlıçay ve Tutak ilçelerinde de maden suyu kaynakları bulunmuştur. İldeki bu kaynakların, gerek sağlık turizmi, gerekse ekonomik açıdan her geçen gün daha verimli değerlendirilmesine çalışılmaktadır.

(daha&helliip;)

AMASYA İLİ ŞİFALI SULARI VE KAPLICALARI

AMASYA
Birçok hastalığını tedavi arzusunun yanı sıra, iyi bir dinlenme ve zindelik kazanma gayesiyle doğal sıcak su kaynaklarına yönelen kişiler, sağlık turizmine olan ilginin olumlu yönde gelişmesine katkıda bulunmakta ve insanların hastalıkları doğal yöntemlerle iyileştirme eğilimi edinmelerine neden olmaktadır. Amasya ilimiz de, sahip bulunduğu sıcak su kaynaklarıyla, hem tarihi ve doğal güzelliklerin birlikte sergilendiği, hem de en onulmaz hastalıklara şifa arandığı seçkin illerimizden biridir.
Amasya’daki kaplıcalar genellikle il merkezine yakın yörelerde bulunmaktadır. Bir diğer kısmı ise, Göynücek ve Hamamözü ilçelerine dağılmış durumdadır. Merkezde yer alan kaplıcalarla doğal kaynak sularının başlıcaları şunlardır: Gözlek Kaplıcası: Amasya’ya 22 kilometre uzaklıkta, güneye doğru uzanan Göynücek yolu üzerinde, Gözlek beldesindedir. ‘Gözlek Hamamı’ ya da ‘Gözhöyük Kaplıcası’ diye de anılır. Burası, Çekerek İrmağı kenarında bataklık bir bölgedir. Bol miktarda kükürt içeren kaplıca suyu, romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir. İlin en önemli yer altı zenginliklerinden biridir.

Hamam Kaplıcası: Amasya’nın 25 kilometre güneyinde, Misak ve Civi köyleri arasında, aynı özellikleri taşıyan bir diğer kaplıcadır.

Çırçır Kaynak Suyu: ‘Karakaya’ diye adlandırılan bir bölgededir. Buradan kaynayan su, lezzetli ve içimi güzel bir sudur.

Göynücek ilçe sınırları içinde bulunan kaplıcalardan biri ve en önemlisi Terziköy Kaplıcası’dır. AmasyaGediksaray yolu yakınlarında yer alan ve modern tesisleriyle iç turizme büyük katkılarda bulunan bir kaplıcadır. Terziler köyünde bulunması nedeniyle ‘Terziler Kaplıcası’ da denir.

Kaplıcanın tarihi hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber, yanı başında inşa edilen otelin temel kazısı sırasında Roma dönemine ait su borularıyla M.S. 4’üncü yüzyıldan kalma bakır sikkeler bulunmuştur. Bu iki önemli bulgudan hareketle kaplıcanın civarı tetkik edildiğinde, bu alanda geniş çapta Roma dönemi konuşlanmasından söz etmek mümkündür. Suyunun içerik itibariyle içimi kolay sulardan olması, eski devirlerde de içme suyu olarak kulllanıldığı kanısını uyandırmaktadır. Esas kaynağın bulunduğu yerde Osmanlılardan kalma 4×4 metre ebadında bir havuz ve basit soyunma odalarını ihtiva eden ahşap bir bina vardır. Eski kaplıca kısmının havuzu, daha fazla kişinin rahatlıkla istirahat edebileceği şekilde genişletilerek yeniden inşa edilmiştir.

Terziköy Kaplıcası, stablen tasnife göre; sodyum bikarbonatlı ve kalsiyumlu sular grubuna dahildir. 37°C sıcaklıkta, litresinde 0.7009 gram mineralizasyon içeren, pH değeri 6.67 ve radyoaktivitesi 4.5 eman olan hipotonik ve izotermal bir sudur.

Debisi 1213 Lt/sn. olan kaplıca suyu; sempatik sistemi frenleyici, parasempatik sistemi uyarıcı, enzimlerin tesirini arttırıcı, humoral ve hormonal sisteme etki edici özelliklere sahiptir. Bu özelliklerin halk dilindeki anlamı; erkeklik kudretini arttırdığı şeklindedir ve bu nedenle de müşterisi boldur. Mide asiditesini azaltır, safra akımını çoğaltır. İdrar söktürücüdür. İçme kürlerinin uygulanması, kolesterin ve yağ asitlerinin seviyesinin düşürülmesini sağlar. Ayrıca diyabet hastalarında pankreas üzerinde baskı yaparak kan şekerini düşürür. Çok geniş endikasyon alanı içinde, romatizmal felçler, midebağırsak hastalıkları, böbrek ve idrar yolları, eklem kireçlenmeleri, kırıkçıkık sekelleri ve beslenme bozuklukları üzerinde etkilidir.

Terziköy Kaplıcası ile Hamamözü ilçe sınırları içinde yer alan Arkıtbey Kaplıcası’nın suları, aynı kimyasal yapıyı içerdiklerinden ve aynı medikal endikasyonlara sahip olduklarından, tıbbi değerlendirilmeleri de aynı olacaktır. Bu sular;

total mineralizasyonu yarım gram civarında değişen oligometalik, hipertermal sulardır. Romatizmal sendromlarm iltihaplı olmayan devrelerinde, midebağırsak hastalıklarının lezyonel ve enflamatuvar vakalar dışında kalan spastik ağrılı hallerinde, keza jinekolojik ağrılı spastik enflamatuvar vakalarda ve hipertansiyonda sedatif etkisiyle değerlendirilebilir. Suların 3738°C olması, soğutmaya gerek kalmadan kullanılmasını sağlar.

Konaklama için Terziköy Kaplıca Otelimden yararlanılabilir. 36 odada 76 yatakla hizmet veren otelde, ayrıca 26 adet özel banyo odası da vardır. İki genel tedavi havuzu bulunan ve her türlü sosyal imkânlar sunan otelin yakınlarında daha küçük çapta konaklama tesisleri yer alır. Kaplıca alanının tamamı ağaçlandırılmış olup, ek olarak bölgede 14×7 metre ebadında ve derinliği 1.201.70 metre arasında değişen bir yüzme havuzu da bulunmaktadır.

Göynücek ilçesinde bulunan bir diğer kaplıca da, llısu Kaplıcası’dır. Tıbbi ve teknik özelikleri Terziköy Kaplıcası’yla benzerlik gösterse de, yerel yönetimlerin yatırım yapmaması nedeniyle ikinci planda kalmıştır. Sadece bölge halkına hizmet vermektedir.

Amasya’nın Hamamözü ilçesinde de, kaplıca turizmi bakımından yoğun bir hareketlilik yaşanmaktadır. Bölgede bulunan kaplıcalar sırasıyla şunlardır:

Armut Kaplıcası: GümüşhacıköyHamamözü yolu üzerindedir. Romatizma ve cilt hastalıklarına iyi gelen ünlü bir kaplıcadır.

Arkıtbey Kaplıcası: Gümüşhacıköy’ün 21 kilometre güneybatısında, ancak Hamamözü ilçe sınırları içindedir. Kaplıca alanının denizden yüksekliği 640 metredir. ‘Hamamözü Kaplıcası’ diye de anılmaktadır. Bazı yazarlara göre; Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından işletilmiştir. Osmanlı döneminde, kaplıcayı işletmeye açan Arkıt Bey’in adını aldığı bilinmektedir.

Yeraltı zenginliği bakımından önemli sayılan kaplıcanın suyu, sodyum bikarbonatlı ve kalsiyum klorürlü sular grubuna dahildir. Kaplıcada üç kaynak bulunmakta olup, ortalama sıcaklıkları 3840°C, radyoaktiviteleri 6 eman, pH değerleri ise 7.4’dür.

Banyo tedavisinin; iltihaplı olmayan devrelerde romatizmal hastalıklara, nevralji, nevrit ve kadın hastalıklarına, deri hastalıklarına iyi geldiği tespit edilmiştir. İçme tedavisinin ise; mide ve bağırsak hastalıklarının lezyonel ve enflamatuvar vakalarında, spastik ağrılarda etkili olduğu görülmüştür.

Turistik yönden büyük değer taşıyan kaplıcada; erkek ve kadınlara mahsus tedavi havuzları, yeterli sayıda otel ve motel ile pek çok pansiyon bulunmaktadır. Aynı zamanda mesirelik olan bu sahada her türlü sosyal tesisi bulmak mümkündür.

Amasya kaplıcaları ve konaklama tesisleriyle ilgili bilgiler Amasya Turizm Danışma Bürosu’ndan alınabilir.

ANKARA İLİ ŞİFALI SULARI VE KAPLICALARI

ANKARA
İçme ve kaplıcalar; rahatlatıcı özelliklere sahip suları, belirli hastalıklara karşı uygulanan kürleri ve doğal bir ortam içindeki huzurlu atmosferleriyle insanların hem bedenine, hem de ruhuna tatil yaptıran çok önemli yerlerdir. Çok sayıda hastalığı tedavi edici özelliklerinin yanı sıra, birer dinlenme merkezi olarak da kabul gören bu tür tesislere rağbet her geçen gün daha da artmaktadır. Jeotermal açıdan çok zengin illerimizden biri olan Ankara’da da, doğal kaynaklarla tedavinin giderek güçlenen bir seyir izlemesi, il dahilindeki pek çok kaplıcanın tercih edilenler listesinde neden yer aldığının bir göstergesi sayılabilir. Hele hele, bunlardan bazılarının taşıdıkları üstün nitelikler nedeniyle dünya sıralamasında ilk sıralara yükselmesi bir rastlantı değildir.
Ankara; Türkiye’nin ikinci büyük kenti olma özelliklerinin yanı sıra, başkent olmanın da getirdiği avantajları en iyi şekilde değerlendiren, sağlık sektörünün bu alanına da gerekli yatırımı yapmaktan kaçınmayan illerimizden biridir. Birkaç yerel kaynağın henüz istenilen seviyede olmamasına rağmen, il genelinde görülen manzaraya bakıldığında, konunun uzmanlarından tam not alacak düzeydedir.

Ankara’daki sıcak su kaynaklarının hemen hepsi ilçelere dağılmış durumdadır. Bu ilçelerden özellikle Ayaş, Beypazarı, Haymana ve Kızılcahamam, kaplıca turizminde atılım yapmış olan ilçelerdir. Ulaşım ve konaklama olanakları, sosyal ve sportif aktiviteler, modern tedavi üniteleri ve sabit uzman hekim kadrolarıyla dikkati çekmekte, en önemlisi de, aynı konuda faaliyet gösteren diğer işletmeler için hem iyi birer örnek, hem de iteleyici bir güç olmaktadırlar.

Ankara ili kaplıcalarını incelemeye, 60 kilometre uzaklıktaki Ayaş ilçesinde bulunan kaplıcalardan başlayacak olursak;

Karakaya Kaplıcası: İlçe merkezindedir. Denizden yüksekliği 800 metredir. Kaplıcanın, Selçuklu döneminde Anadolu’ya yayılan Türkler tarafından Karakaya mevkiinde yapıldığı ve işletmeye açıldığı bilinmektedir. Daha sonra, Osmanlılar döneminde onarım görmüş ve yeni bölümler eklenmiştir. Olağanüstü güzellikte kemerlerle süslü iki tarihi hamama sahiptir.

Kaplıcanın suyu; sodyum bikarbonat ve kalsiyum içeren oligometalik sular grubuna dahildir. Sıcaklığı 31°C, radyoaktivitesi 4.16 eman, pH değeri ise 7.4’dür.

Banyo tedavisi; romatizma, nevralji, nevrit ve kadın hastalıklarıyla nevrasteni, yarım felçler, çocuk felçleri ve çıkıklardan sonraki eklem tutukluklarına bire birdir. İçme tedavisi ise; hipostenik mideler için tavsiye edilmektedir. Mide rahatsızlıklarını gideren özelliklere sahiptir.

Tarihi değeri haiz iki adet tedavi havuzu, dört adet özel ve çok sayıda da sıra banyosu olan kaplıcaya gelenler, Ayaş ilçesindeki konaklama yerlerinden ve diğer sosyal tesislerden faydalanmaktadırlar.

Kırkevler Kaplıcası: Yine Selçuklular döneminde yaptınlan ve çok sayıda odaya sahip olmasından dolayı bu adı aldığı sanılan kaplıca, ne yazık ki uzun süredir işletilmemekte ve günümüzde iki aileye barınak olarak kullanılmaktadır. Kesme taşlardan inşa edilen, yer yer tuğlanın da kullanıldığı güzel bir yapıdır.

Ilıca Köyü Kaynağı: İlçeye 20 kilometre uzaklıkta, Ilıca köyündedir. Sodalı soğuk maden suları kapsamında oligometalik bir sudur. İçmesi; mide, bağırsak, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında şifalıdır.

Karaköy Kükürtlü Kaplıcası: Merkeze yakın Karaköy’dedir. İlçeye 22 kilometre uzaklıktadır. Tuzlu, kükürtlü ve çamurlu suyundan deri hastalıklarının tedavisinde yararlanılmaktadır.

Ayaş İçme ve Kaplıcası: İlçeye 23 kilometre uzaklıkta, AyaşBeypazarı yolundan 5 kilometre kadar içeride, Boğazpınarı yönündeki İlıca Deresi mevkiindedir. Denizden 720 metre yüksekliktedir. Önceleri birkaç bakımsız evden ibaret olan kaplıca, şifalı suyunun dünya çapında ün kazanması üzerine, şimdilerde modern bir termal merkezi haline gelmiştir.

İşletmeciliğini 1935 yılından beri özel bir şirketin üstlendiği kaplıca, her geçen gün daha da gelişmekte ve yeni ilavelerle büyümektedir. Beton kaptaj alanı öncelikle bina içine alınmış, içme olarak kullanılan çeşmeler bu binanın dışına çıkarılmıştır. Debisi fazla olan suyunda (15 İt/sn.) oldukça yüksek oranda radyoaktivite tespit edilen kaplıca, aynı zamanda Türkiye’nin en fazla karbondioksit içeren (1085.92 mg/lt) kaplıcasıdır.

Ayaş, içme ve kaplıca sularıyla Ankara’nın en önde gelen ilçelerinden biridir. Yerin derinliklerinden gelen bu madensel su, tarih boyunca ilçenin geçim ve şifa kaynağı olmuştur. Ayaş’ın şifalı suyunun, eski medeniyetlerce de bilindiği, hatta Etiler taraından işletildiği ileri sürülmektedir. Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından kullanıldığı tarihi araştırmalar sonucu kesin olarak tespit edilmiştir.

Ayaş İçme ve Kaplıcası’nda kullanılan suyun, Fransa’nın dünyaca ünlü mide ve bağırsak hastalıkları tedavi merkezi ‘Chatel Guyon’un suyuna eşdeğerde olduğu birçok uzman tarafından ifade edilmiştir. Ülke çapında ne kadar ünlü olursa olsun, günümüzde alınan mesafe yine de işin propaganda ve tanıtım yönünün eksik olduğunu göstermektedir. Gerekli girişimlerin yapılması halinde, kaplıcaya duyulan ilginin daha da artacağına kesin gözüyle bakılabilir.

Ayaş İçme ve Kaplıcası’nın suyu; sodyum sülfatlıbikarbonatlı klorürlü ve sodyum sülfatlıklorürlü bikarbonatlı ılıca ve içme suları grubuna dahildir. Ayrıca kalsiyum ve yüksek oranda karbondioksit içermektedir. Temperatürü 51°C, radyoaktivitesi 0.50 eman (toplam alfa aktivitesi 2.58 eman), pH değeri 6.36’dır.

Ayaş içmesi; bikarbonat ve karbondioksit gazının etkilemesiyle, sodyum klorür ile sodyum sülfatın mide salgı ve faaliyetini durdurucu tesirini yenerek sindirimi kolaylaştırır. Aç karnına, düzenli aralıklarla ve az miktarda içilirse midenin salgısını ve faaliyetini arttırır. Fazla içildiği takdirde, venaportea yoluyla karaciğere giderek bu organın parankim hücrelerinin çalışmasını hızlandırır. Karaciğerin görevini düzenler, safra salgısıyla birlikte bağırsaklara bol miktarda dökülmesini sağlar. Geçiş yollarında ve safra kesesinde, safrayı sulandırarak buralarda birikmiş iltihap ve kolesterin tortularının temizlenmesini temin eder. Bağırsaklar üzerindeki lak’ satif tesiriyle, bağırsağın işlevlerini yoluna koyar. Mide için, günde iki kez birer bardak yeterlidir. Karaciğer ve safra yolları için, sabah akşam aç karnına ve yarımşar saat arayla 3 ilâ 4 bardak içilmelidir. Bu miktar su, aynı zamanda laksatif etkisi gösterir. Pürgâtif tesir elde etmek için, ara vermeden beş bardak kadar içilmelidir. İçme ile birlikte banyo da yapılırsa daha faydalı olur. Ayaş içmesinin diüretik etkisi de vardır.

İçme ile birlikte yapılacak banyo tedavisi; şişmanlarda karaciğerin görev yapmaması ve yetersiz kalması hallerinde, safra yollarının taş yapması ve iltihaplanması durumunda,

hemoroidlerde, bağırsak tembelliklerinde, özellikle şişman kadın rahatsızlıklarında, şişman diyabetiklerde, şişman artroz ve gut hastalarında gözle görülebilecek ölçülerde şifa sağlar.

Ayaş İçme ve Kaplıcası, yalnız Türkiye’nin değil, tüm Ortadoğu’nun en değerli kaynağıdır. Tuzlu bikarbonatlı ve karbondioksitli güçlü bir sudur. İçme olarak kullanıldığında; mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi ve metabolizma hastalıklarında dikkate alınmalıdır, içimini, içeriğinde bulunan karbondioksit kolaylaştırır Litresinde 6.5 grama yakın radyoaktif madde ihtiva eden bu suların tesir derecesinin yüksek olması normaldir. Mide üzerinde uyarıcı etkisi olacaktır. Çok çabuk oniki parmak bağırsağına geçer ve bir taraftan civarda bulunan iç ve dış salgı bezlerine ve organlara tesir ederken, diğer taraftan bağırsak üzerinde hareketli ve salgıyı arttırıcı bir etki oluşturur. Bu durumda, öncelikle safra kesesi ve karaciğer üzerinde etkili olduğu görülür. Bu etki kontraktif mekanizmanın harekete geçirilmesi şeklinde kinetiktir. Birikmiş safranın boşalmasını temin eder. Bundan başka, koleretik tesir yaparak safra salgısını arttırır. Şu halde; çeşitli nedenlerden meydana gelen, mekanik tıkanmalara bağlı olmayan sarılık sendromlannın nekahat döneminde kanda birikmiş safra pigmentlerinin temizlenmesinde etkili olacaktır. Bu arada, birçok fonksiyonel testlerin düzelmesini kolaylaştırır. Pankreasın iç ve dış salgısını da uyardığı görülmüştür. Dış salgının arttığı zaten eskiden beri bilinmektedir. Ancak, iç salgının etkilenmesi suretiyle ensülin miktarında meydana gelen artış henüz tatmin edici bir yöntemle teyid edilememiştir. Genellikle görülen, gliseminin düşme eğilimi göstermesidir. Bunun da ensülin miktarının artmasına mı, yoksa ensülin etkisinin düzelmesine mi bağlı olduğu, üzerinde durulması gereken noktalardır. İçme suyunun sindirim sisteminin alt kısımlarında yaptığı etki de dikkate şayandır. Birçok konstipasyon şekillerinde değerlendirilebilir. Bağırsakta spazmın önüne geçer ve ayrıca mikroorganizma dengesini düzeltir. Bu suretle fermantasyon veya pütretasyon sendromları gösteren kolitlerde olumlu bir etki oluşturur. Sıcaklığı 51ÜC olan su, soğutulması kolay olduğundan ekonomik yönden ucuza mal edilebilme özelliğine sahiptir. Bütün ağrılı hastalıklarda sédatif etkisiyle tesirlidir. Diğer taraftan, içeriğindeki tuz oranı bakımından, bazı intani kemik hastalıklarında ve kronik iltihap belirtisi gösteren kadın hastalıklarında rezolütif etki gösterebilir. Yine içeriğinde bulunan bol miktardaki karbondioksit aracılığıyla damar açıcı olarak kullanılabilir. Ancak, kan dolaşımının tıkanıklık gösterdiği sendromlarda ve ayrıca kalp romatizması geçirip de kapak afeti olmadan veya koinpanse bir kapak afetiyle hastalığı atlatanlarda dikkatli davranılmalıdır. Bu sular, in’halasyon tarzında kullanıldığı takdirde, bir taraftan nazarı dikkati çeken radyoaktiviteleri, diğer taraftan termal gaz oranlarıyla, bronşiyal astımlar başta olmak üzere üst solunum yollarının ve akciğerlerin pek çok sendromlarında büyük değere haizdir. Ayrıca bazı metabolizma hastalıklarında, bu arada gut hastalığında son derece etkili olduğu görülür.

Yaz aylarında çok kalabalık olan ve her yıl binlerce yerli ve yabancı kişinin geldiği bir yer olan Ayaş İçme ve Kaplıcasının; iki genel tedavi havuzu, çok sayıda özel banyoları, içme tesisleri ve Fizik Tedavi Enstitüsü vardır. Her türlü soyal ve yardımcı tesisin bulunduğu kaplıcadaki toplam yatak kapasitesi 700’ü bulmaktadır. Bu yataklar, şirket bünyesindeki otel, motel ve küçük pansiyon tarzı konaklama yerlerine dağıtılmış durumdadır. 11 ve ilçe merkezi dahil olmak üzere, komşu il ve ilçelerden de sürekli ve düzenli ulaşım olanaklarına sahiptir.

Beypazarı ilçesi; Ankara’dan 100, Ayaş’tan 40 kilometre uzaklıktadır. Şifalı su kaynakları bakımından ilin önde gelen ilçelerinden biridir.

İlçedeki en önemli kaynak; dört ayrı kaplıca ve içmenin bir grup oluşturduğu, gerek dağıttığı şifa, gerekse sağlık turizmine yaptığı katkı nedeniyle her yıl binlerce kişinin uğrak yeri olan ve Beypazarı İçme ve Kaplıcaları adıyla da anılan sıcak su kaynaklarıdır.

Kaynaklara; Ayaş-Beypazarı karayolunun 33’üncü kilometresinde, Gömlek Köprüsü’ne gelmeden sola ayrılan bir yolla ulaşılır. Beypazan’na 15 kilometre uzaklıktadır. İki dağ arasına sıkışmış gibi duran bir derenin her iki tarafında 9 adet şifalı kaynak yer almaktadır. Derenin 20 metre kadar yükseklikte oluşturduğu şelâle, kaynakların 5’ini vadinin yukarı tarafında, 4’ünü de aşağı tarafında bırakmıştır.

Beypazarı içme ve Kaplıcalarımda iki adet kaplıca ve iki adet içme vardır. Bunlardan Dutlu Kaplıcası yukarı kaynak bölümündedir. Kaplıcaya ‘Dutlu Hamamı’ da denmektedir. Hamamın biraz alt tarafında Dutlu İçmelerimi oluşturan üç kaynak bulunmaktadır. Tahtalı Kaplıcası ise, 4×3.5 metre ebadında bir havuzdan ibarettir. ‘Tahtalı Hamamı’ da denilen kaplıcada, şifalı su bu havuzun içinden kaynamaktadır. Suyun debisi yüksektir. Tahtalı Hamamı’na nazaran derenin karşı yamacında kalan Vezirsuyu Gençlik İçmesi ise, Türkiye’de bugüne kadar bilinen suların içinde en yüksek radon radyoaktivitesine (856 eman) sahiptir. İçme; ‘Tahtalı Vezir İçmesi’ diye de anılmaktadır.

Dutlu Hamamı’nın suyu; kalsiyum klorür, sodyum sülfat, karbondioksit ve radonlu, Tahtalı Hamamı’nın suyu; sodyum klorür, kalsiyum sülfat, karbondioksit ve radonlu, Vezirsuyu Gençlik İçmesi’nin ise; sodyum klorür, kalsiyum, karbondioksit ve radonlu sular grubuna dahildir. Dutlu’daki hamam suyu sıcaklığı 45°C, radyoaktivite 23 eman, pH değeri 6.48’dir. Tahtalı Hamamı’nda ise bu durum biraz farklıdır. Suyun temperatürü 50°C, radyoaktivitesi 43 eman, pH değeri ise 6.78’dir.

Dutlu lçmesi’ndeki kaynakların su sıcaklıkları 4144°C, radyoaktivite 60 eman ve pH değerleri 6.467.04 arasındadır. Bu durum Vezirsuyu Gençlik lçmesi’nde; temperatür 45°C, radyoaktivite 856 eman, pH değeri 6.65 şeklinde değişiklik gösterir.

3 gramın üstünde total mineralizasyon içeren bu maden suyu; 45°C civarındaki soğutulmasına gerek duyulmayan ideal sıcaklığı ve içeriğindeki karbondioksit ve radyoaktif gazlarının zenginliği ile dikkati çeken kalevi ve toprak kalevili bir maden suyudur. Bu özellikleri nedeniyle çok değişik etkiler beklenebilir. Zengin radyoaktif gazlara sahip olması,’ endokrin sistem üzerinde uyarıcı bir tesir meydana getirir. Ürik asit değerini düşürür. Yarım grama yaklaşan karbondioksit, üst derideki kan dolaşımını açarak kanın buralarda toplanmasına neden olur. Hipertansiyonlu hastaların tedavisinde önemli derecede etkilidir. Kan dolaşımında tıkanıklık gösteren damar sertliğine bağlı sendromlarda da tedavi amacıyla kullanılır. Bu banyolarda sol kalp üzerindeki yük kalkar, dolaşımda daha rahatlatıcı şartlar oluşur. Solunum hareketleri derinleşir, fakat hız kazanmaz. Bronşiyal astımlılarda sakinleştirici tesiri görülür. İçildiğinde; tuzluacı suların mide ve bağırsak yolunun hareketini arttırıcı, salgılamayı kamçılayıcı tesiri, karaciğer, safra kesesi ve pankreas üzerinde gayet olumlu neticeler doğurur. Bu özellikleriyle; cilt hastalıklarına, kalp ve kan dolaşımı rahatsızlıklarına, solunum yolları, kadın hastalıkları ve metabolizma bozukluklarına iyi geldiği söylenebilir.

Beypazarı İçme ve Kaplıcaları adı altında incelediğimiz bu iki kaplıca ve iki içme alanında; kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı tedavi havuzları, özel oda ve banyolar ve yardımcı tesisler bulunmakta, ancak konaklama mümkün olamamaktadır. Gelen ziyaretçilerin Beypazarı’ndaki otellerde kalmaları tavsiye edilir. Kaplıcaların daha modern hale getirilmesiyle bölgeye olan ilginin artacağı kesindir.

Kapullu Kaplıcası: Beypazan’nın 30 kilometre güneyinde, Kapullu köyü yakınındadır. Su sıcaklığı 40°C olan kaplıca; karaciğer ve safra yolları rahatsızlıklarına, cilt hastalıklarına yararlıdır. İlçe merkezinden sürekli ulaşım olanağı bulunmaktadır.

Karakoca Maden Suyu: Ankara yönünden Beypazan’na gelirken, ilçe girişinden sağa ayrılan Kıbrısçık yolu üzerinde, İnönü vadisindeki iki ayrı yerden kaynayan doğal bir sudur. Büyük Karakoca kaynağı ilçeye 8 kilometre, Küçük Karakoca kaynağı ise 3 kilometre uzaklıktadır. ‘Beypazarı Maden Suyu’ adı altında 1989 yılından bu yana piyasaya verilen suyun dolum tesisleri ise tam ortada, 6’ıncı kilometrede bulunmaktadır. Renksiz, içimi kolay, midevi bir sudur. pH değeri 7.5 civarındadır.

Ankara’nın güney yönünde yer alan ilçelerinden Haymana, il merkezine 74 kilometre uzaklıkta kaplıcalarıyla ünlenmiş bir ilçemizdir. Denizden 1200 metre yükseklikte konuşlanmış ilçe, adını verdiği kaplıcalarıyla tanınmaktadır. Haymana, sağlık turizminin odak noktalarından biridir ve ilçenin en önemli gelir kaynaklarından birini kaplıca hareketi oluşturmaktadır.

Haymana Kaplıcası: Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde işletilmiş tarihi değeri haiz kaplıcalarımızdandır. İlçenin eski adının ‘Yabanhamamı’ olması ve 19’uncu yüzyılda şifalı sularının bir bölümünün bazı bağlantılarla Ankara’ya nakli için çalışmalar yapılması, buraya verilen önemin büyüklüğünün bir göstergesidir.

Haymana Kaplıcası’nın suyu, madeni az sular grubuna dahildir. Kalsiyum, sodyum, magnezyum, bikarbonat ve karbondioksit içerir. Temperatürü 46°C, radyoaktivitesi 1.55 eman, pH değeri ise 7.6’dır. Toplam debi miktarı 4.8 İt/sn.dir.

Bütün bir yıl boyunca açık bulunan kaplıcanın, suyunun içilmesi pek tavsiye edilmese de, içimi halinde belirli bir diüretik etki gösterir. 10001500 gramlık kaplıca suyu, aç karnına içildiğinde, bir saat içinde bol miktarda idrar söktürür. Bu yolla, idrar yolu iltihaplarında, küçük taş ve kumların dökümü arzulandığında, içme tedavisi iyi gelir. Su bikarbonatlı olduğu için içimi de kolaydır.

Banyo tedavisi ise; her çeşit romatizmalılar, nevralji, nevrit, polinevrit, artritliler için şifa kaynağıdır. Kadın hastalıklarından; aneksit, perimetrit, parametrit, amenore, dismenore ve âdet hali bozuklukları için tedavi edici özelliklere sahiptir.

Kırıkçıkıklardan sonraki eklem bozukluklarında, hemiplejilerde ve çocuk felçlerinde de kaplıca suyundan istifade edilir. Bazı allerjik hastalıkların Haymana kaplıcalarında, sona erdiği çok görülmüştür. Dermatozlular, bronşiyal astımlılar ve hatta bazdovlular, 21 günün sonunda sağlıklarına kavuşmuşlardır.

Haymana, aslında gerçek bir kaplıca beldesidir. Uluslararası Şifalı Su Kaynakları Araştırma Merkezi’nin 30 ülkede yaptığı araştırmalar sonucu; Haymana Kaplıcası’nın nitelik bakımından Fransa’nın ünlü Vichy kaplıcalarının ardından ikinci sırayı aldığı bildirilmiştir. Suyu, kalevi ve toprak kalevili, bikarbonatlı, karbondioksiti sular grubuna girer. İçildiğinde 1 gramın altında içerdiği total mineralizasyonu ile daha çok oligometalik suların diüretik etkisini gösterir. İçerdiği karbondioksit ile içme kürleri yapıldığında; mide, karaciğer ve pankreas üzerinde çok hafif bir etki oluşturabileceği düşünülebilir, içme suyu olarak şişelendirilerek değerlendirme yoluna gidilmesi önerilmiştir. Kaplıca tedavisinde daha ziyade karbondioksitin etkisi önemini korur. Hipertansiyonlu hastalarda tansiyonu düşürücü bir etki oluşturur. Kan dolaşımını genişlettiğinden, kanın atardamarlar yoluyla drenajını kolay, laştırır. Sol kalp üzerinde olumlu bir etkilemeyle onu korur. Solunum hareketlerinde derinleşme ve rahatlama meydana getirir. Bronşiyal astım vakalarında müsekkin tesiri gösterir. Akciğer daralması sendromlarında ve periferik dolaşımı ilgilendiren kardiyovasküler sistem hastalıklarında, damar sertliklerinde, kan dolaşımından oluşan tıkanıklık durumlarında

yararlı bir sudur.

Haymana Kaplıcası’nın kaynakları çok zengin olup, saniyede 4 litre su vermektedir. Bu özelliğiyle günde 1000 kişinin yıkanmasına yetecek kapasitededir. Kaplıcanın suyu, havuzlarda toplandığı zaman, ayrıca soğuk su ilavesine gerek kalmadan banyo alınabilir. Uzmanlar, bu niteliğinden dolayı tedavide çok iyi sonuçlar alındığını ifade etmektedirler.

1972 yılında hizmete soktuğu yeni kaplıca binasıyla ilk atılımı yapan Haymana Belediyesi, daha sonra bu hizmetlerini daha da ileriye götürerek ilçeyi modern bir tesise kavuşturmuştur. Bunu, özel işletmelerin ve kişisel girişimcilerin yatırımları izlemiştir. Belediye’ye ait kaplıca tesislerinde; tedavi amacına yönelik bölümlerin yanı sıra, bir de Fizik Tedavi Merkezi bulunmaktadır. Uzman doktorların görev yaptığı bu merkezde, hastaların sağlık sorunları büyük bir titizlikle incelenmekte ve yapılan öneriler doğrultusunda kaplıcalardan yararlanmaları sağlanmaktadır.

Haymana, konaklama sıkıntısının yaşanmadığı ender ilçelerimizden biridir. Hemen her taraf otel, motel ve pansiyonlarla doludur. Kaplıcalara yönelik akın, ilçenin daha modern otel ve pansiyonlara kavuşmasını sağlamıştır. Özellikle yaz aylarında yükselen yoğunluk, yatak kapasitesini 5000’in üzerine çıkarmaktadır. Konaklamanın yeterli olmadığı durumlarda, kaplıcanın arkasındaki geniş araziye çadır kurmak da mümkündür. Ziyaretçilerin her türlü gereksinimi ilçe merkezinden sıkıntısız karşılanmaktadır.

Konaklama konusundaki önerilere gelince; 60 odada 120 yatak kapasitesine sahip Termal Otel, Belediye Parkımın hemen yanı başında bulunmaktadır. Tek yıldızlı Cimcime Otel, 34 odada 68 yatakla hizmet vermekte ve Turizm Bakanlığı belgeli Reyhan Pansiyon ise 15 odasında 27 yatakla üçüncü sırada yer almaktadır.

Haymana’nın, direkt Ankara ile irtibatının dışında, Polatlı bağlantılı Eskişehir yönüne ve Kulu bağlantılı olarak da Konya yönüne çıkışı vardır. Düzenli ve sürekli ulaşım imkânlarından en üst derecede yararlanmak mümkündür.

Kızılcahamam ilçesi, şifalı su kaynakları bakımından Ankara’nın en zengin ilçesidir. Kaplıcaları, maden sulan ve doğal kaynak sularının yanı sıra, yemyeşil doğasıyla ünlü bir mesire yeridir. Çam ormanlarıyla çevrili 10 bin dönümlük Soğuksu Milli Parkı’nda yer alan dinlenme tesisleri, hem kaplıcalardan yararlanmak isteyen hastalara, hem de büyük şehrin bunaltıcı havasından en azından hafta sonları kurtulmak isteyenlere her türlü olanağı sunar. En iyi kaynak ve maden sularına sahip bu topraklar ilçeye büyük gelir sağlamakta ve yurdun hemen her tarafından turist çekmektedir.

Adını bölgedeki kırmızı toprağın renginden ve Selçuklu mimarisinin özelliklerini taşıyan hamamlarından alan Kızılcahamam, çok eski bir yerleşim bölgesidir. Elli yıl öncesine kadar küçük bir köy görünümündeki ilçe, yapılan yatırımlarla bugünkü modern ve hareketli yapısına kavuşmuştur. Atılımların aynı hızla devam ettiği gözlenmektedir.

ilçe sınırları içindeki şifalı su kaynaklarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

İlçede; Kızılcahamam Kaplıcaları adı altında toplanan Büyük Kaplıca, Küçük Kaplıca, Acısu, Kızılcahamam Acısu Kaplıcası ve Kızılcahamam Maden Suyu olmak üzere 5 önemli sıcak su kaynağı vardır. Bunların hepsi ilçe merkezindedir. Bu kaplıcalar Romalılar ve Selçuklular dönemlerinde de işletilmiş olup, Cumhuriyet döneminde ilk kez Ankara valilerinden Nevzat Tandoğan tarafından ciddi olarak ele alınmıştır.

Yukarıda sözü edilen kaynakların ilk üçünün kimyasal yapıları hemen hemen aynıdır. Sadece Acısu’daki karbondioksit miktarı diğerlerine göre beş misli fazladır. Bu su, kalevi klorobikarbonat bir su olup, total mineralizasyonu diğer sular gibi 2 gram civarındadır. Çok miktarda karbondioksit ve az miktarda arsenik içermektedir. Bu nedenle, söz konusu bu üç kaplıca aynı başlık altında değerlendirilecektir.

Büyük Kaplıca, Küçük Kaplıca ve Acısu: Ankara’ya 76 kilometre uzaklıkta olan bu kaplıcalar, ilçe merkezinde, Kâzım Karabekir Caddesi üzerindedir..Kaplıca alanının denizden yüksekliği ortalama 975 metredir.

Büyük Kaplıca; sodyum bikarbonatlı, karbondioksitli ve arseniklidir. Ancak, 100 metre yukarısında yer alan Küçük Kaplıca ile, yine aynı yerde bulanan Acısu’nun içeriği ise aynıdır. Sodyum bikarbonatlı, klorürlü ve arseniklidir. Büyük Kaplıca’nın temperatürü 47°C, radyoaktivitesi 16 eman, pH değeri 7.6’dır. Küçük Kaplıca’nın temperatürü 43.5°C, radyoaktivitesi 3.3 eman, pH değeri 7.6, Acısu’nun ise temperatürü 34°C, pH değeri ise 6.2’dir.

İçme tedavisi; özellikle hipostenik mideler, karaciğer ve safra yolları hastalıklarına çok yararlıdır. Nutrisyon ‘beslenme’ faaliyetini arttırır. Bu sularda arseniğin bulunuşu ve iklim koşullarının uygun oluşu, lenfatik hastaların ve çocukların iyileşmesinde önemli derecede rol oynar.

Banyo tedavisi; romatizmal hastalıklar başta olmak üzere, eklem kireçlenmeleri (artrozlar), omurga kireçlenmeleri (spondilozlar, spondiloartritler ve osteokondrozlar), ankilozan spondilit, romatoid artrit, periartrit, tendinit, tendoperiostit, bursit, fibrosit, sellülit gibi yumuşak doku romatizmaları, siyatik, serviko braşiyal ve interkostal nevraljiler, felçler (hemipleji, parapleji, polio ve benzerleri), ameliyatlardan, yaralanmalardan ve kazalardan geride kalan sekeller, eklem hareketlerindeki kısıtlanmalar (kontraktörler), spor yaralanmaları, salpenjit, overit, metrit, parametrit ve adneksit gibi kadın hastalıkları, ruhsal yorgunluk ve sinirsel gerginlikler (vejetatif distoni), dolaşım sisteminin işlemeye bağlı (fonksiyonel) bozukluklarına tavsiye edilmektedir.

Serpintileme ve buğu tedavisi ise; solunum yolları hastalıklarına iyi gelmektedir.

Bu grupta bulunan kaplıcaların suyu; hafif tuzlu, karbondioksitti, kalevi bikarbonatlı maden suları sınıfına dahildir. Daha sonra sözünü edeceğimiz kaplıcalarda ise, tuz ve karbondioksit miktarında belirli bir artış görülmektedir. Bu da, bir taraftan mineralizasyonu yükseltirken, diğer taraftan medikal etkilerin güçlenmesine yol açmaktadır. Her üç suyun ortalama temperatürü 4142°C civarında bir ısı gösterir. Medikal değerlendirmede; bu suların içme tarzında kullanılması durumunda karaciğerde, safra kesesinde, mide ve bağırsaklarda olumlu etkileri görülür. Sindirim sistemi üzerinde sökretuvar ve kontrativ mekanizmayı uyarır. Banyo tarzında kullanıldığında ise; doğal sıcaklıkları ve içeriğindeki karbondioksit oranıyla vazodilatatör bir etki gösterir. Kan dolaşımını üst deriye çeker. Sol kalp üzerindeki yükü azaltır. Vazodilatatör etkisiyle, tıkanmış olan periferik damarların besleyemediği bölgelerde vaskülasyonun gelişmesine ve dolaşımın

düzelmesine yardımcı olur.

Erimiş kimyasal maddeler ve yüksek radyoaktivite bakımından yurdun en şifalı sularından olduğu (4’üncü sırada), Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından hazırlanan raporlardan anlaşılmaktadır. Bu raporların ışığı altında kaplıcalar, banyo alım yeri olmaktan çıkarılarak sabit tedavi merkezleri haline dönüştürülmüştür. Büyük Kaplıca’da bulunan Fizik Tedavi Enstitüsü’ndeki uzmanlar, modern cihazların.da yardımıyla hemen her türlü hastalığı tedaviye çalışmaktadırlar.

Kaplıcalarda; kadın ve erkekler için tedavi havuzları, özel banyo odaları ve diğer yardımcı üniteler bulunmaktadır. 70 yataklı turistik Kaplıca Oteli’nin ve Emekli Sandığı’nca yaptırılan 80 yataklı turistik Toleyis Otelimin dışında, ilçede çok sayıda otel, motel ve pansiyon bulunmakta, bunların toplam yatak kapasitesi 2500’ü bulmaktadır. Bunlar arasında; Soğuksu Milli Parkı içinde 45 odada 96 yatakla’hizmet veren 3 yıldızlı Çam Oteli, konaklama bakımından önerilebilecek otellerin başında gelmektedir.

Kızılcahamam Acısu Kaplıcası: İlçeye 4 kilometre uzaklıkta, Kızılcahamam Maden Suyu’nun çıktığı yöredeki bir dere yatağından kaynamaktadır. İlçenin kuzeybatı yönüne düşer. Suyunda, 1809.25 mg/lt. oranında karbondioksit gazı vardır. Bu haliyle, Kızılcahamam yöresinin en gazlı suyu olma özelliğine sahiptir. Temperatürü 34°C, radon değeri 0.39 m.m.c. ve pH değeri ise 6.2’dir.

Suyun içme olarak kullanılması durumunda; diğer suların iyi geldiği hastalıklar için yararlı olmakla birlikte, sıcaklığının 34°C olması nedeniyle dolaşım sistemi hastalıklarının tedavisinde son derece etkili olacaktır. Sudaki serbest karbondioksit miktarının oranı da zaten buna uygundur.

Banyo tedavisinde ise; nutrisyon hastalıklarına iyi geldiği gibi, andarterit abliterantlı yüksek tansiyonlu hastalarda ve hiposistoli dönemindeki miyokarditlerde çok iyi sonuçlar alınır. Bir seri banyo küründen sonra ekstrasistollerin kaybolduğu görülür, kalbin atışı düzene girer. Kalp nevrozlarında alınan sonuç daha önemlidir. Bu gibi hastalar bir mevsimlik banyo tedavisinin ardından rahatsızlıklarından tamamen kurtulurlar. Anfizem ve bronşitli hastalarda sağ kalbin yorgunluğu ve yetersizliği hallerinde, bu banyodan çok iyi sonuçlar elde edilir. Ancak, dolaşım sistemi hastalıklarında, hiç değişmeyen ve kriz döneminde bulunan hastalar bu kaplıcaya girmemelidirler.

Kaplıcanın içinde bir adet genel havuz bulunur. Etrafından sızan sularla tıbbi çamurlar oluşmuştur. Bu çamurların bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği için rağbet gördüğü söylenmektedir. Kaplıca yöresinde konaklama mümkün olmadığından, bu kaplıcadan yararlanmak isteyenler ilçedeki tesislerden yararlanabilirler.

Kızılcahamam Maden Suyu: İlçeye 4 kilometre uzaklıkta, denizden 1050 metre yükseklikteki bir alanda kaynamaktadır. Daha önce bu suya; Acısu, Vişi, Akkara maden suyu gibi adlar takılmıştır.

Kızılcahamam Maden Suyu; dünyadaki benzerleri arasında ikinci sırayı almakta olup, sıcaklığı 18.5°C, radyoaktivitesi 8.7 eman, pH değeri 6.2’dir. Sodyum, kalsiyum, magnezyum içeren, bikarbonatlı, klorürlü, karbogazöz ve oligometalik sular grubundadır.

İçme tedavisi olarak; kaynak başında içme kürleri tarzında bir uygulama ön görülür. Sindirim sistemi, karaciğer, safra kesesi ve pankreas üzerinde hareketli ve salgıyı arttırıcı tesiri olmaktadır. Kan seviyesi dengesizliklerinde, yağların birikmesinde, metabolizma hastalıklarında, diyabet, gut ve şişmanlık hallerinde tavsiye edilmektedir.

Ülke çapında satışa sunulan Kızılcahamam Maden Suyu’nun günlük üretimi 15 bin şişe civarındadır.

Altınsu Doğal Kaynak Suyu: Soğuksu Milli Parkı’nın içinden kaynayan bir sudur. ‘Kızılcahamam Altın Suyu’ diye de adlandırılmaktadır. İlçedeki diğer şifalı kaplıca sularının sağladığı ün kadar üne sahiptir. İçimi güzel, lezzetli bir südur. Bu alanda, her yıl Kızılcahamam Belediyesi tarafından. ‘Su Festivali’ düzenlenmekte ve belde halkının şifalı sulara olan minnet duyguları, yapılan çeşitli etkinliklerde dile getirilmektedir.

Hotel Abı Hayat: Kızılcahamam’ın içindedir. Termal otel, Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı modern kaplıca ve fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi olarak hizmet vermektedir. Otelde; tedavi uzmanları, pratisyen doktor ve teknik servis personeli bulunmaktadır.

Geçmişi Roma lmparatorluğu’nun debdebeli zamanlarına kadar uzanan Kızılcahamam termal suları, yer aldığı çam ve oksijen dokusu içinde, tarihte birçok ünlü kişiye şifa kaynağı olmuştur. Hotel Abı Hayat, işte bu mucizevi suyu müşterilerine sunmaya çalışan bir tesistir.

Kaynağından çıktığı anda 73°C olan kaplıca suyu sıcaklığı, içine başka bir su katmadan, son sistem bir teknolojiyle 40°C’ye düşürülerek, tamamen doğal bir $» kilde istifadeye hazır hale getirilmektedir. Bu su; romatizmal hastalıkların (romatoid artrit, osteorartrit, spondiloartrit) kronik dönemleri yumuşak doku hastalıkları, nörolojik hastalıklar (felç sekelleri, periferik sinir sistemi rahatsızlıkları, zona, nevrit, nevralji), ortopedik rahatsızlıklar (ameliyat sonrasında ve kırık sekellerinin rehabilitasyonunda), spor sakatlanmaları, bağ yırtılmaları ve menüsküs ameliyatı rehabilitasyonunda, protez rehabilitasyonunda, inhalasyon yoluyla üst solunum yollarının kronik ve allerjik rahatsızlıkları, deri hastalıkları (sedef, kronik irriton dermatit, egzamatöz hastalıklar), her türlü jinekolojik rahatsızlıklar, iltihaplı kadın hastalıkları, strese bağlı rahatsızlıklar, dejeneratif romatizmal hastalıklar (bel fıtığı ve kireçlenme), ruhsal hastalıklar ve aşırı sinirlilik hallerinde, tedavi edici özellikleriyle çok yararlı olmaktadır.

Otelde; fizik tedavi ünitelerinin yanı sıra, açık ve kapalı termal havuz, Türk ve Fin hamamları, özel banyolar, güzellik salonları ve diğer sosyal ve sportif amaçlı üniteler yer almaktadır. Dört yıldızlı Hotel Abı Hayat; 93 odada 203 yatakla hizmet vermekte ve çam ve oksijen deposu Soğuksu Milli Parkı’na yürüyerek 8 dakika çekmektedir.

Patalya Thermal Resort: Soğuksu Milli Parkımın içinde bulunan, parkın doğasından kaynaklanan sağlıklı bir ortamda ve yine aynı doğadan fışkıran sıcak suyun şifalı etkisinden yararlanılmasını amaçlayan termal bir tesistir. Dört yıldızlı otel; orman manzaralı, kuş cıvıltılı 156 odada 312 yatakla hizmet vermektedir. Ayrıca 4 suit odası vardır.

Patalya Thermal Resort’un Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde; açık ve kapalı termal havuzlar, bitki banyoları, masaj üniteleri ile, müşterilerinin kendilerini zinde ve sağlıklı hissetmelerini sağlayacak diğer sosyal ve sportif olanaklar en geniş şekilde sunulmaktadır. Bulunduğu yer itibariyle, otel civarında kısa ya da uzun doğa yürüyüşleri yapmak da mümkündür.

Asya Kızılcahamam Termal Tatil Köyü: Ankara’nın kaplıcalarıyla ünlü ilçesi Kızılcahamam’da yeni devreye giren bir tesistir. İstanbul Üniversitesi Tıbbi Ekoloji ve HidroKlimatoloji Anabilim Dalı Başkanlığı’nca verilen ve onaylanan bir raporla kurulan tatil köyünde; küvette kaplıca suyu kürleri, havuzlarda grup terapileri ve tek kişilik çamur banyosu tedavileri uygulanmaktadır. Kaplıca suyu; uzmanlarca tespit edilen 24 ayrı rahatsızlığı tedavi edici özelliğe sahiptir. Özellikle; romatizma, egzama, kırıkçıkık sekelleri, kadın hastalıkları, dolaşım yolları ve çocuk hastalıklarına iyi gelmektedir.

Devre mülk tarzında kiraya verilen tesis, bedenimizde ve ruhumuzda biriken olumsuz etkilerden kurtulmak için tıbbi tedavi ve rahatlamanın yanı sıra, dinlence ve sportif gereksinimleri gidermek amacıyla kurulmuştur.

Sey Hamamı: Kızılcahamam’a 13 kilometre uzaklıkta, Çerkeş yolu üzerindeki Güvem bucağı yakınlarında, Sey köyündedir. Birçok yabancı gezgin tarafından gezi haritalarında ‘Şah Hamamı’ olarak isimlendirilmiştir. Tarihi çok eskilere dayanmasına rağmen, geçen süreç içinde bir türlü modern bir görünüme kavuşturulamamıştır.

Sey Hamamfnın suyu; madeni az sular grubunda incelenmiştir. Sodyum bikarbonatlı, kalsiyumlu bir sudur. Temperatürü 43°C, radon miktarı 0.51 m.m.c. ve pH değeri 6.2’dir.. Bu duruma göre; Bursa’nın Çekirge suları ile aynı özellikleri taşımaktadır.

Banyo tedavisi; romatizma, nevralji, nevrit, polinevrit ve kadın hastalıklarına faydalıdır. Serbest karbondioksit miktarı 0.413 gram olduğundan, havuza girildiği zaman vücut üzerinde gaz taneciklerinin toplandığı görülür. Geç kanayan kırıklar, eklem tutulmaları ve kasıntılı yarım felçlere çok iyi gelir. Hamamın girişinde; “… romatizma, siyatik, kireçlenme, egzama ve mantar gibi birçok hastalığa iyi geldiği…” yazılıdır.

Kalsiyum bikarbonatlı olan bu sudan içildiğinde; diüretik etki gösterir. Yemeklerden önce soğutularak içilirse iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.

Sey Hamamı’nda; biri kadınlara ait olmak üzere iki tesis bulunmaktadır. Tesislerin içinde 3×3 metre ebadında tedavi havuzları vardır. Sular bu havuzların dibinden kaynar.

Hamamın civarında dinlenme yerleri ve yeterli sayıda ev pansiyonları vardır. Gelen ziyaretçiler ihtiyaçlarını Güvem bucak merkezinden karşılarlar. Sık çam ormanlarıyla kaplı alanda kurulu tesisten, hem dinlence ve hem de sağlık amaçlı yararlanmak mümkündür.

Ankara’nın Çubuk ilçesindeki Çubuk Ilıcası; cilt hastalıklarına iyi gelmekte ve yöre halkı tarafından ilgi görmektedir.

Sağlık Doğal Kaynak Suyu: liçenin kuzeyindeki ünlü mesire yerlerinden Karagöl’ün yemyeşil çamlarıyla süslü Kavak Dağı zirvesinden kaynayan doğal bir sudur. Dolum tesisinin ilçeye 3 kilometre uzaklıktaki Aşağı Çavundur köyünde bulunduğu işletme, 1992 yılından bu yana üretim yapmaktadır. Sağlık Kaynak Suyu’nun sertlik derecesi 7.1, total sertliği ise 1.0 (Fr°)’dir.

Nallıhan ilçe sınırları içinde de maden suyu kaynakları bulunmuştur. Nallıhan Maden Suyu’nun ekonomiye kazandırılması yönünde çalışmalar yapıldığı, ancak henüz piyasaya sunum safhasında olmadığı ifade edilmektedir.

Polatlı ilçesinin muhtelif yerlerinde de, basit tesislere sahip kaplıca ve maden suyu kaynakları tespit edilmiştir ki, bunlar;

Türktaciri Kaynağı: İlçe merkezine 45 kilometre uzaklıkta, Yenimehmetli bucağına bağlı Türktaciri köyündedir. Suyu; tuzlu soğuk sulariçmeler kapsamındadır. Solunum yolları, kalpdamar ve romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir.

Sapanca Köyü Kaynağı: Aynı yörede yer almaktadır.Polatlı’ya 42 kilometre uzaklıktaki Sapanca köyündedir. Oligometalik bir sudur. Sodalı soğuk maden suları grubuna dahildir. Mide, bağırsak, karaciğer ve safra kesesi hastalıkların da şifalıdır.Uzmanlar, Şereflikoçhisar ilçesindeki Tuz Gölü’nün tuz üretiminin yanı sıra, bilinmeyen bir başka özelliğine de dikkati çekmektedirler. Başta romatizma olmak üzere, değişik birçok hastalığın tedavisinde, yöre halkının ‘Mırık’ diye adlandırdığı çamurundan yararlandıklarını ve olumlu sonuçlar aldıklarını söylemekte, hatta günlük basınyayın organlarına intikal etmemiş olsa bile, yurtdışından birçok kişinin Tuzİa misafirhanesinde kalarak tedavi olduklarını belirtmektedirler.

Ankara ilinde, çeşitli ilçelerde faaliyet gösteren ünlü kaplıcaların yanı sıra, Melekçeköy Ilıcası, Uyuz Hamamı, İçme Hamamı gibi çok sayıda şifalı su kaynağının dışında, içmek için kullanılan maden suları ve doğal kaynak sularının da bulunduğu bilinmektedir.

Beypazarı ve Kızılcahamam’da çıkarılan maden suları gibi, MerkezYenimahalle ilçesine bağlı Susuz köyünde bulunan Susuz Maden Suyu da bunlardan biridir. Sağlık bakımından yararlı olduğu son zamanlarda daha çok anlaşılmış ve bir işletme tesisi kurularak piyasaya sunulmuştur.

Ankara’da, 1889 yılında kent merkezinin su ihtiyacını karşılamak için borularla kente aktarılan Elmadağ Kaynak Suyu’ndan başka, il dahilinde, genellikle merkeze yakın yörelerden çıkarılan birtakım kaynak sulan da bulunmaktadır. Bunlardan başlıcaları; Hayat Kaynak Suyu, Kavacık Kaynak Suyu, Taşpnıar Kaynak Suyu, İnci Kaynak Suyu, Yayla Kaynak Suyu vs. adlar altında şişelenerek satılmakta ve damacanalarla değişik semtlere dağıtımı yapılmaktadır. Bu kaynak suları, üstün nitelikleri olan, içimi yumuşak ve lezzetli sulardır.

Ankara ilindeki kaplıcalar ve yerel konaklama tesisleri hakkında bilgi almak isteyenler, Ankara ve Esenboğa Turizm Danışma Büroları’na müracaat edebilirler.

ANTALYA İLİ ŞİFALI SULARI VE KAPLICALARI

ANTALYA
Antalya, tarihi ve doğal güzellikleri açısından yurdumuzun en önemli illerinden biridir. Yoğun yaşanılan hareketlilik, ülke çapında turizm girdilerinin hesaplanmasında ve bütçenin dengelenmesinde baz alınacak ölçüdedir. Antalya’nın bu çok önemli görüntüsünün arasında sağlık turizmine yönelik faaliyetleri de gözardı edilmemelidir. Yörede bulunan kaplıca, içme ve bazı mağaraların insan sağlığına olan yararları dikkat çekecek derecede büyüktür.

Şifa dağıtan bu yerlerin başında, Alanya’daki Damlataş Mağarası gelir. Bilindiği gibi, kimi mağaraların havası, kimisinin çamuru ya da suyu şifalıdır. Dolayısıyla, her bir mağara farklı hastalıklara iyi gelmektedir. Sarkıt ve dikitleriyle bir doğa harikası olan Damlataş Mağarası da astım hastalığına iyi gelmektedir. Şehir merkezinde, yalçın kayalıklı bir burnun ucunda ve denizden 70 metre içeridedir. Deniz seviyesinden aşağıda olan mağara, çok sayıda astım hastasının rağbet ettiği bir yerdir.
Yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çeken Damlataş Mağarası; arkeologlar tarafından M.Ö. 1015 bin yılları arasında tarihlendirilmektedir. 1948 yılında, Alanya iskelesinin yapımında çalışan taş işçileri tarafından, bir dinamitin patlatılması sırasında tesadüfen keşfedilmiştir.

Mağara; 15 metre yüksekliğinde olup, iki gözlüdür. Sarkıt ve dikitlerle süslü olan birinci gözden, 6 metre kadar aşağıda bulunan ikinci göze bir merdivenle inilir. Tabanı kumla örtülüdür. 200 metrekarelik bir alana ve yaklaşık 2000 metreküplük bir hacma sahiptir. Duvarlarının kalınlığı 10 metre civarında olduğundan çökme tehlikesi bulunmamaktadır. Yağmur yağdığı zaman, beş ay süreyle sarkıtlardan su damladığı için, mağaraya ‘Damlataş’ adı verilmiştir. Damlataş Mağarası’nın bugünkü değerini kazanmasında, ona bu adı veren rehber Galip Dere’nin emeği fazladır.
Mağara loş ve rutubetlidir. Karbondioksit gazı oranı 0.5, yazkış değişmeyen sıcaklığı ise 2223°C’dir. Nem oranı, mevsimine göre % 90 ilâ % 100 arasında değişiklik göstermektedir.
ilk hastanın 1 Eylül 1954 tarihinde kabul edildiği Damlataş Mağarası; havasının sıcaklığı, nem oranının yüksekliği ve içerdiği karbondioksit, oksijen, azot ve az miktardaki radyoaktivitesiyle, anfizem, allerjik olmayan astım ‘nefes darlığı’ ve müzmin bronşit hastalıklarına karşı gayet etkilidir. 40 60 yaş arası hastalara 4’er saatlik seanslar halinde 21 günlük bir kürün yeterli olacağı öngörülmüştür.
Damlataş Mağarası’nı ziyaret edecek kişiler için iki ayrı giriş ücreti uygulaması yapılmaktadır. Sağlık kürlerine katılacak olanlar, turistlerden farklı olarak girişte sembolik bir ücret ödemektedirler.
Alanya ilçesi, Akdeniz kıyı şeridinde yer alan en büyük ve en güzel ilçelerden biri olduğu için, konaklama olanakları bakımından ziyaretçilere sıkıntı çektirmeyecek bir konumdadır.
Modern turistik tesisler, moteller, pansiyonlar vs. bol miktarda vardır. Yine de yöre hakkında bilgi almak isteyenler Alanya Turizm Danışma Bürosu’na müracaat edebilirler.
Alanya’dan Mersin yönüne doğru uzanan karayolu, Manavgat’ı geçtikten sonra Gazipaşa ilçesine de uğrar ki, bu ilçemiz de şifalı su kaynaklan bakımından önemli yerlerden biridir. Yöredeki kaplıcaların belli başlıları şunlardır:
Cevinde Kaplıcası: Gazipaşa ilçesine 25 kilometre uzaklıkta, Cevinde köyündedir. Cilt hastalıklarına, siyatik ve romatizmaya iyi gelen bir suyu vardır.
Sınat Deresi Kaplıcası: Gazipaşa’dan Alanya yönünde hareket edildiğinde, sağa ayrılan 26 kilometrelik bir dağ yoluyla ulaşılan Ilıca köyündedir. Konaklama tesisinin bulunmadığı kaplıcanın çeşitli hastalıklara yararlı olduğu söylense de, insan sağlığı üzerine spesifik bir etkisi yoktur. Kaplıca suyunun sıcaklığı 24.525°C’dir.
Sarısu İçme ve Kaplıcası: Aynı yörede yer alan önemli kaplıcalarımızdan biridir. Ilıca köyüne birkaç kilometre uzaklıktaki bir yamaçtan kaynamaktadır. Suyunun içeriğinde bol miktarda karbondioksit ve radyoaktif elementler bulunur.
Sıcaklığı 16.5°C’dir.
İçme tedavisi; karaciğer, mide, bağırsak ve safra kesesinde salgıyı ve devinimi arttırmakta kullanılır. Diyabet ‘şeker hastalığı’nın ilerlemiş durumlarında olumlu sonuçlar vermektedir. Ayrıca, pankreas üzerinde düzenleyici ve idrar miktarını yükseltici etkisi vardır. Banyo tedavisi ise; kadın hastalıklarının iyileşmesinde çok önemli rol oynar.
Sarısu Kaplıcası’nda; genel tedavi havuzları, özel banyolar ve diğer yardımcı tesisler bulunmaktadır. Konaklama ise mümkün değildir. Bu konuda bilgi almak isteyenler, en yakın ManavgatSide Turizm Danışma Bürosu’na müracaat edebilirler.
Antalya’nın en yoğun turistik beldelerinden Kemer’de de şifalı sıcak su kaynaklan bulunmakta ve tam tedavi amacına yönelik olmasa da, turistler tarafından yine de ziyaret edilmektedir.
Şeytan Mağarası Şifalı Suyu: Kemer ilçesinin Adrasan Koyu’nda bulunan Suluada’dadır. Günübirlik motor turlarıyla ulaşılması mümkün olan adaya yolculuk 1 saat kadar sürmektedir. Adadaki Şeytan Mağarası’nın içinden kaynayan bu suya ‘Yalancı Kaynak’ da denmektedir. Aç karnına içildiğinde, suyunun böbrek taşlarını düşürücü özelliği olduğu, olaya bizzat şahit olan yöre halkı tarafından söylenmektedir.
Sazak Suyu: Suluada’nın kuzey yönündeki, doğal birhavuz görünümündeki Sazak limanından kaynayan suyun da barsaklara iyi geldiği ifade edilmektedir.

 

Hotel MaBiche Thalassotherapy Merkezi: Kemer ilçesinin Göynük beldesinde bulunan MaBiche Hotel bünyesindeki bu tedavi merkezinden söz etmeden geçmek doğru olmaz. Türkiye’de ancak bir iki yerde uygulanan bu tedavi, dinlence ve tatil olanaklarının yanı sıra sağlığa yönelik çalışmaların da yapılmasına olanak vermektedir.
Kökeni eski Yunan kültürüne kadar uzanan Thalassotherapy başlıbaşına bir yaşam tarzıdır. Yunanca’daki ‘Thalasso’deniz ve ‘Therapy’ bakım sözcüklerinden oluşan ve gücünü Akdeniz’in engin sularından alan bu etkin tedavi yöntemi, Türkiye’nin sayılı thalassotherapy merkezlerinden Hotel MaBiche Thalasso Poseidon’da dünyanın önde gelen uzmanlarının kontrolünde uygulanmaktadır.
Thalassotherapy; yorucu ve yıpratıcı yaşam tarzının etkilerini gideren, stres, bezginlik, ruhsal yorgunluk, psikolojik rahatsızlıklar, dolaşım bozuklukları, eklem ağrıları, nefes darlığı, cilt ve uykusuzluk sorunlarından tutun da, fazla kilolara kadar pek çok sorunun üstesinden gelebilen ideal bir çözümdür. Thalassotherapy ile vücut forma girer, ritm düzen kazanır. Estetik, bakım, güzellik kürleri ve doğum sonrası bakımları, ayrıca erkekler için antistres kürlerinin yarattığı mucizelere tanık olunur.
Thalassotherapy’de, açık denizin derinliklerinden en saf haliyle çekilen deniz suyundan yararlanılır. Deniz suyu, içerdiği oligoelementler ve minerallerden en yüksek düzeyde yarar sağlanabilmesi için 30°C’ye kadar ısıtılarak, vücuda çeşitli biçimlerde kür olarak uygulanır. Ek olarak uygulanan ve tedaviye dahil edilen yosun kürleri, oligoelementlerin ve minerallerin vücuda mükemmel biçimde nüfuz etmesine yardımcı olur, teni besler, yumuşatır ve canlandırır.
Bölge hakkında her türlü bilgi, Kemer Turizm Danışma Bürosu’ndan alınabilir.
Korkuteli ilçesinde bulunan Korkuteli İçmesi de, suyunun çeşitli hastalıklara iyi geldiği söylenilen1 bir içmedir. Yöre halkı tarafından hayli rağbet görmektedir.
Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Demre ‘Kale’ bucağında ise, bir başka ünlü su, Demre İçmesi bulunmaktadır. Kaş’a 39, Demre’ye 5 kilometre uzaklıktaki bu su, bucak merkezinin güneyindeki Çayağzı mevkiindedir. İçerikleri birbirine çok benzeyen iki kaynaktan, yani Çamurlu Kaynağı ile Barutlu Kaynağı’ndan kaynamaktadır. Doğu yamacında olana ‘Burguç Suyu’ da denmektedir.
Birinci kaynak; klorür, sodyum, magnezyum, bromür ve kükürtlü hidrojenli, ikinci kaynak; klorür, sodyum, bromür, hidrojen sülfürlüdür. Her ikisinin temperatürü 15°C, pH değeri ise 7.4’dür.
Demre içmesi; debisi çok bol olan bir sudur. Total minerali zasyo nu 11 gramın üstündedir. Kalevi ve toprak kalevili, tuzlu, hafif kükürtlü bir maden suyudur. Sindirim sistemi üzerinde laksatif etkisi vardır. Az miktarda alındığı takdirde, mideden başlamak üzere bütün gastrointestinal sistemin ve annekslerinin motor ve sökretuvar fonksiyonlarını hızlandırır. Organizmadan su çeker ve dışarı atar. Bu nedenden dolayı rezolütif özelliği göz önüne alınarak uygulanmalıdır. Laksatif etkisi, bazı bağırsak parazitlerinin dışarı atılmasında yararlı olabilir.
Özellikle yaz aylarında çok kalabalık olan içme alanının çevresi, beton duvarlarla çevrili olup, suyun içilmesi için çok sayıda çeşme yapılmıştır. Yakınlarında pansiyon türü konaklama tesisleri bulunsa da, yine de en doğru bilgi, Kaş Turizm Danışma Bürosu’ndan alınmalıdır.
Çağlarsu Doğal Kaynak Suyu: Antalya’nın Finike ilçesinin Turunçova yöresinde, Bey Dağlarımın doğal güzellikleri arasından tarihi geçmişi yansıtan Arykanda antik kenti yakınlarında kaynayan bir sudur. Bölge halkına kesintisiz hizmet etmiş ve 3000 yıllık tarihsel süreç içinde ‘Kralların Suyu’ diye anılmıştır. Suyun kantitatif analiz raporu Freilburg Üniversitesi’nden onaylıdır. 1999 yılından bu yana, Arif köyündeki Badıl kaynağından dolumu yapılan suyun sertlik derecesi 7.95’dir.
Ceysu Doğal Kaynak Suyu: Antalya’nın Tekirpınar/Saklıkent yöresinden kaynayan bu menba suyu da, 8.2’lik pH değeri ve 10.8 Fr° toplam sertlik derecesiyle, özellikle Almanya’ya ihracı yapılan bir kaynak suyudur. Türkiye’deki doğal kaynak suları arasında sertlik derecesi en yüksek sulardandır.
Tüm güzelliklerin bir arada yaşandığı Antalya’da, yerli ve yabancı turistlerin gözdesi olan tarihi ve doğal güzelliklerin yanı sıra şifalı su kaynaklarının da hakettiği yeri alacağına inancımız tamdır. Bölge hakkında her türlü bilgi Antalya Turizm Danışma Bürosu’ndan temin edilebilir.

ARTVİN İLİ ŞİFALI SULARI VE KAPLICALARI

Artvin ilinde sayılamayacak kadar çok şifalı su vardır. Bunlar yalnız bir bölgede değil, ilin bütün yüzeyine dağılmış durumdadır. Halk, yöredeki bu şifalı sulara ‘Çermik’ adını vermiştir. Romatizmaya iyi gelen kaplıcalarıyla Artvin güzel illerimizden biridir.

Borçka ilçesindeki Otingo Çermiği; ilçe merkezinin 8 kilometre doğusunda, Balcı köyünde bulunan bir kaplıcadır. ‘Otingo Ormanları Ilıcası’ olarak da tanınmaktadır. Suyu şifalı olan bu kaynağın küçük bir oteli ve sosyal tesisleri bulunmaktadır.
Şavşat ilçesi de şifalı su kaynakları bakımından zengin bir ilçedir. Burada bulunan başlıca kaplıcalar şunlardır:

Ilıca Kaplıcası: Şavşat’a 12 kilometre uzaklıktaki İlıca köyündedir. Bu nedenle ‘Ilıca Köyü Çermiği’ diye de bilinir. Suyu; romatizma ve siyatik gibi ağrılı hastalıkların tedavisinde etkilidir. Oteli ve sosyal tesisleri vardır.

Mikelet Kaplıcaları: İlçenin Çoraklı köyündedir. ‘Çoraklı İçmesi’ olarak da tanınır. Şifalı bir maden suyu kaynağıdır. Suyu; birçok hastalığın tedavisinde, hem banyo, hem de içme olarak kullanılmaktadır.

Artvin’in merkeze bağlı Zeytinlik bucağındaki Zeytinlik Kaplıcası ‘Çermiği’; il merkezinin 5 kilometre güneyindedir. Doğal bir haldedir. Suyunun özellikle mide ve bağırsakhastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. İçmesi, birçok Artvinliyi her gün bu yöreye çekmektedir.

Ciskaro Maden Suyu: Artvin’den 20 kilometre uzaklıktadır. Maden suyunun romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir.

Artvin ilinde, yukarıda sözünü ettiğimiz şifalı su kaynaklarının yanı sıra, çok sayıda kendi halinde akan doğal kaynaklar da bulunmaktadır. Oruçlu İçmesi bunların başında gelir. Mersivan Yaylası’nın üzerinde, 1850 metre yükseklikteki Genya Dağı’nda bulunan Yalnızhan Maden Suyu ile Acısu Maden Suyu, henüz ekonomik ve sağlık açısından değerlendirilmemiş şifalı su kaynaklarıdır.

Ayrıca, Artvin’in Sakara Yaylası’ndaki Neşeli, Karaköy ve Papart ormanlarında, Bilbilan Yaylasımda Doğal soğuk su kaynakları bulunmaktadır.

AYDIN İLİ ŞİFALI SULARI VE KAPLICALARI

AYDIN
Ege bölgesinin en gelişmiş ve en zengin illeri arasında yer alan Aydın’da, sıcak yer altı suları önemli bir enerji kaynağını oluşturur. 11 dahilindeki seraların bir çoğu bu sularla ısıtılmaktadır. Maden Tetkik Arama Enstitüsü’nce yürütülen seri çalışmalar, jeotermal enerji kaynaklarının yanı sıra, ilin doğal güzelliklerini oluşturan şifalı suların da yeryüzüne çıkarılmasına vesile olmuştur.
Aydın’ın Bozdoğan, Buharkent, Germencik, Kuşadası, Söke ve Kuyucak ilçelerindeki sıcak ve soğuk su kaynaklan, sağlık turizmi yoluyla il ekonomisine büyük katkılarda bulunmaktadır. Çok sayıda şifalı kaplıca, içme ve çamur banyolarının yer aldığı Aydın’da, her geçen gün bir başka kaynağın bulunması, toprak altında ne kadar büyük bir potansiyele sahip olunduğunun bir göstergesidir.

Aydın ilindeki kaplıcalar genellikle ilçelere dağılmış durumdadır. Ancak, il merkezinin hemen yanı başında da bazı kaplıcaların bulunduğunu söylemek mümkündür.

Aydın Kaplıcası: Kentin doğusundadır. Suyu; mide, bağırsak, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır.

Güzellik Suyu: Kentin doğusundan kaynayan bir sudur. Kükürt içeren bu su, cilt hastalıklarına ve romatizmaya iyi gelmektedir.

İmamköy Kaplıcası: Aydın’ın doğusunda, merkez ilçeye bağlı lmamköy’dedir. Kaplıca köyün kuzeyinde yer alır. Sodalı sıcak maden suları kapsamında olup, bir miktar karbondioksit içermektedir. Nevralji ve sinir sistemi bozukluklarında, ağrılı hastalıklarda ve böbrek sancılarının durdurulmasında etkili bir sudur.

Son zamanlarda, Aydın’ın Ilıcabaşı semtinde, 11 Özel İdaresi’ne ait 100 dekarlık bir alanda yeni bir sıcak su kaynağı bulunmuştur. Suyun sıcaklığı 60°C olup ekonomiye kazandırılması yolunda çalışmalara başlanılmıştır. Aynı şekilde, Germencik ilçesinde M.T.A. tarafından yapılan sondajlarda da, 100°C sıcaklıkta suların bulunduğu yeni jeotermal yöreler saptanmıştır.

Germencik ilçesi, jeotermal kaynaklar açısından gerçekten bölgenin en zengin ilçelerinden biridir. Bölgede, Germencik Kaplıcaları adı altında faaliyet gösteren çok sayıda kaplıca vardır. Bunları sırasıyla inceleyecek olursak;

Alangüllü Kaplıcası: Germencik ilçesine 12 kilometre uzaklıktaki Bozköy köyü hudutları içindedir. Köye 2 kilometre mesafedeki Hıdırbeyli kasabasına daha yakındır. Kükürtlü Kaynağı ve Çelikli Kaynağı adıyla anılan iki kaynağı vardır. Asıl kaynak Kükürtlü Kaynağı’dır. Sular, eski hamamın 67 metre gerisinden kaynamakta ve bir kanal yardımıyla kaplıcaya aktarılmaktadır. Debisi saniyede 1 litredir.

Sodyum bikarbonatlıklorürlü sular kapsamına dahil edilen suyun içeriğinde ayrıca hidrojen sülfür ve karbondioksit bulunur. Çelikli kaynağın temperatürü 53°C, radyoaktivitesi 2.34 eman, pH değeri 6.68’dir. Kükürtlü kaynağın ise. temperatürü 62°C, radyoaktivitesi 0.22 eman, pH değeri 6.42’dir.

Banyo tedavisi; romatizma, nevralji, nevrit ve kadın hastalıkları için tavsiye edilir. İçme tedavisi ise; ısıtılarak içilmesi kaydıyla hipostenik midelere, karaciğer ve safra yolları hastalıklarına iyi gelir.

Kaplıcanın her iki kaynağındaki suların bileşimi kimyasal yönden aşağı yukarı aynı özelliklere sahiptir. Litresinde total olarak 5 grama yakın mineral taşımaktadır. Bu tuzların çoğunluğunu sodyum klorür ve sodyum bikarbonat teşkil ettiğinden, tuzlu, bikarbonatlı, alkalik maden suları grubuna girer. Bileşimlerinde bol miktarda kükürt ve yine oldukça yüksek değerde serbest karbondioksit içermeleri, bu suları hem kükürtlü maden suları, hem de karbogazöz maden suları sınıflarına da sokar. Her iki kaynağın sıcaklığı 50°C’nin üzerindedir. Banyo uygulaması sırasında, yukarıda söz konusu edilen değişik sınıf suların etkilerini ayrı ayrı görmek mümkün olur. Bir taraftan karbondioksit gazı vazodilatatör etki yaparken, diğer taraftan sülfürün varlığı antienfeksiyöz tesiri gösterecektir. Aynı şekilde, kronik iltihaplar üzerindeki etkisine, suların taşıdıkları tuzlar nedeniyle kazanılan rezolütif özellik de katılacaktır. Oldukça yüksek sıcaklıkları, suyun sedatif etkisini ortaya çıkaracaktır. Ancak, debisinin fazla yüksek olmaması dikkate alındığında, endikasyon tesirinin de pek fazla olmayacağı görülmektedir.

Kaplıcanın tedavi kısmında, bir havuzla özel banyolar bulunmaktadır. Konaklama için; 72 yatak kapasiteli Özel İdare Oteli ile 36 yatak kapasiteli Termos Otelimden yararlanılabilir. Kaplıca alanında, ayrıca 60 kadar baraka tipi evle diğer sosyal tesisler yer almaktadır.

Çamur Kaplıcası: GermencikAlangüllü yolu üzerinde, ilçe merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta, Çam köyü yakınlarındadır. ‘Çamurlu Ilıca’da denmektedir. İki ayrı noktadan 56 göz halinde kaynayan bir sudur. Birinci kaynağın bulunduğu yerde, eski bir havuz kalıntısı yer alır. Debisi ortalama 5 It/sn’dir. İkinci kaynak ise, sazlık ve çayırlık bir arazinin ortasında olup, geniş bir bataklık halindedir. Çevresinde hiçbir tesis yoktur. Hipertermal olan kaynaklar, içerik bakımından Alangüllü kaynaklarına benzemektedir. Birinci kaynak iyodlu, ikinci kaynak ise sodyum bikarbonatlıklorürlü sular grubuna dahil olup, ek olarak demir ve karbondioksit de içerir. Birinci kaynağın temperatürü 65°C, radyoaktivitesi 5.57 eman, pH değeri 6.42’dir. İkinci kaynağın temperatürü 67.5°C, radyoaktivitesi 1.3 eman, pH değeri ise 6.97’dir.

Çamur banyosu tedavisi; romatizma, nevrit, nevralji ve kadın hastalıklarında büyük yararlar sağlar. Hastalar, suların sıcak olması nedeniyle, bu çamuru sorunlu yerlerine koymak ya da sürmek suretiyle faydalanırlar. Sazların kökleriyle karışmış bu çamur tedavide büyük önem taşır. Bu tür çamurlara ‘Moor’ adı verilir ki, dünyaca tanınmış en kaliteli çamurlardır.

Çamurlu Ilıca’nın sularının bileşimleri Alangüllü Kaplıcası’nın sularıyla aynıdır. Sadece, karbondioksit taşıyan kaynak kükürtlü hidrojen içermektedir. Sudaki klorür, bikarbonatın yarısı kadardır. Bulunan katyon ise sodyumdur. Çamurdaki bileşimin organik olup olmadığı araştırılmalı ve bu yönden de bir değerlendirilmeye gidilmelidir.

İlçe merkezinden bölgeye her zaman için ulaşım olanakları bulunsa da, Germencik kaplıcaları konaklama olanaklarından yoksundur. Hatta modern anlamda hiçbir tesis yok gibidir. Sezon sırasında yöreye bol miktarda kamp çadırı kurulmakta, seyyar yardımcı tesisler getirilmektedir. Ne yazık ki, böylesine yararlı bir kaynak gereği gibi değerlendirilememektedir.

Gümüş Ilıcası: Germencik ilçesinin batısında, Gümüş Dağı’nın eteğindeki Gümüşlü köyündedir. Bu nedenle ‘Gümüşlü Kaplıca’ diye de anılır. Dört kaynaktan çıkan şifalı suyun zaman zaman kaybolması, kaynaklar üzerinde kalıcı modern tesislerin yapılmasını engellemektedir.

Sodyum bikarbonatlıklorürlü ılıca ve içmeler grubunda incelenen Gümüşlü Kaplıca’nın kadın ve erkekler hamamını besleyen sularının bileşimi; sodyum klorürlü, bikarbonatlı, kalsiyumlu ve karbondioksitlidir. Kaynakların temperatürleri 40 41°C arasında değişir. Radyoaktiviteleri 0.871.6 eman, pH değerleri 6.406.50 arasında oynamaktadır.

içme olarak kullanılmaya pek elverişli olmasa da, nutrisyon bozukluklarında banyo ile birlikte alınması yarar sağlar. Banyo tedavisi, özellikle romatizmalılarda iyi sonuçlar verir. Nevrit, nevralji ve kadın hastalıklarına da iyi gelir.

Kaynakların bileşimi birbirini andırmaktadır. Total mineralizasyon litrede 2 gramın pek az üstüne taşmaktadır. Klorobikarbonatlı alkalik sular sınıfına girer. İçlerinde bir miktar karbondioksit bulunmaktadır. İçme kürleri halinde kullanıldığında; özellikle karaciğer ve safra kesesi üzerinde, karaciğer fonksiyonlarını düzenleyici ve safra akıtıcı yönde olumlu etkileri görülür. Bu nedenle sekresyonu ve hareketi uyarmak ve düzenlemek bakımından midebağırsak sistemi üzerinde etkili bir su olarak kabul görür. Bileşimlerindeki serbest karbondioksit, içme kürleri sırasında içimi kolaylaştırır. Dış uygulamalarda, soğutma işlemine gerek göstermeyecek ideal termalitesi sedatif etki yaparken, serbest karbondioksit de vazodilatatör etkisi gösterir.

Gümüşlü Kaplıca’da; biri kadınlara ait olmak üzere dört adet tedavi havuzu bulunmaktadır. Sosyal tesisleri mevcuttur. Yine de, kaplıcaya gelenlerin çoğunluğu yiyeceklerini beraberlerinde getirmektedirler. Konaklama tesisi olarak; yan yana odalardan ibaret birkaç dizi baraka bulunmakta, sezon sırasında ise kamp çadırları kurulmaktadır.

Kızıl Ilıca: Germencik ilçesinin Abdurrahman köyündedir. Suları devamlı köpüren bir ılıcadır. Suyu, özellikle deri hastalıkları için yararlıdır.

AydınDenizli il sınırları yakınında Kızıldere Ilıcası bulunmaktadır. Anayolun hemen kenarında, yolun güney tarafındadır. Ilıcanın karayolu üzerinde olması ulaşımı kolaylaştırmıştır.

Kızıldere Ilıcası’nın suyu, ılıcaya 3 kilometre uzaklıktan gelmektedir. Sodyum bikarbonatlısülfatlı sular grubuna dahildir. Temperatürü 5455°C, radyoaktivitesi 0.45 eman, pH değeri 7.8’dir. Banyo tedavisi; sinirlilik, ruhsal yorgunluk ve ateşli hastalıklardan sonraki nekahat hallerinde yararlıdır.

Kaplıca suları total olarak litrede 4 gramın üstünde mineral taşımaktadır. Bileşimlerinde hâkim anyonlar bikarbonat ve sülfat, bunları karşılayan katyon ise sodyumdur. Şu halde, acı bikarbonatlı alkalik sular grubuna girerler. Mineralizasyonlarının fazla olması nedeniyle, az miktarda içilmeleri halinde bile, özellikle içme kürleri yemeklerden yarım saat önce 50100 santimetreküp miktarında alındığında, karaciğer ve safra kesesi üzerinde olumlu etki yaratır. Safra salgısını arttırdıkları ve hepatitlerin gerisinde kalan fonksiyonel işlemleri düzenledikleri gibi, sindirim sistemine dış ve iç salgı yapan dokularının faaliyetini kamçılar. Özellikle pankreas üzerindeki olumlu etkisi nedeniyle, diyabette olduğu gibi gut ve şişmanlığın çeşitli semptomlarında da geçerli bir yardımcı tedavi şekli olarak değerlendirilebilir. Kanda yedek alkali ve asitbaz dengesi üzerinde regülatör etki yaratır. Banyo gibi dış uygulamalarda, sıcaklığına bağlı olarak sedatif bir etki görülür. Bu bakımdan, bir taraftan lokomotör sistemin ağrılı sendromlarında kullanılırken, diğer taraftan da içme kürlerindeki etkileri göz önüne alınarak, özellikle batının ağrılı sendromlarında ve kolitik spastik ağrıların yatıştırılmasında değerlendirilebilir.

Kaplıcanın kadın ve erkeklere mahsus iki ayrı tedavi havuzunun yanı sıra, çok sayıda havuzlu özel banyosu da vardır. Toplam yatak kapasitesi 100 civarındaki bir otel, konaklama ihtiyacına cevap vermeye çalışmaktadır.. Yeterli sosyal tesise sahiptir.

Kuşadası ilçesi, Aydın’ın olduğu kadar, Ege sahillerinin en çok turist çeken gözde ilçelerinden biridir. Turizm mevsiminin başlamasıyla birlikte, ilçe yoğun bir hareketlilik dönemine girer ve bu hareketlilik yaz aylarında doruğa ulaşır. Denizi ve doğal güzellikleri herkesçe bilinen Kuşadası, kaplıcaları, içmeleri ve çamur banyolarıyla da ünlü bir yerdir. .

ilçede Kuşadası Kaplıcaları adı altında incelemeye değer iki adet şifalı su kaynağı bulunmaktadır. Bu kaynakların her ikisi de, merkeze 4 kilometre uzaklıkta, ilçenin güneydoğusunda yer alır.

Yavansu Kaplıcası: Söke yolu üzerindedir. Hareket sistemindeki ağrı ve tutukluklara, romatizmal ağrılara ve diğer ağrılı hastalıklara iyi gelen bir suyu vardır. Konaklama tesisi bulunmamaktadır. Ziyaretçiler ilçe merkezinde konaklarlar.

Çıban Kaplıcası: İlçenin güneydoğusunda, Söke yolu üzerindedir. Yavansu Kaplıcası’nın yanındadır. Aslında çamur banyosudur. Özellikle çıbanları iyileştirmede yararlı olduğu için bu adı almıştır. Cilt hastalıklarına iyi gelir. Çok eski çağlardan beri güzellik amacıyla kullanılmaktadır. ‘Venüs Çamuru’ diye de anılır.

Kuşadası İçmelerimi, yeniden düzenlenen kaynak durumuna göre, öncelikle Eski İçme ve Yeni İçme olarak ikiye ayırmak, daha sonra Yeni Içme’yi, tıbbiteknik özellikleri benzerlik gösteren üç ayrı içme halinde incelemek gerekir.

Kuşadası’nın güneyinde kalan ve denize daha yakın konumdaki içme, Güzelçamlı îçmesi’dir ve aynı isimli plajın kuzey ucundaki kayaların dibinden çıkmaktadır. Bromürlü, karbondioksitli ve tuzlu bir sudur. Diğer bir kaynak, Sümerbank Kampı’nın yanındadır. Buna Kemerli İçmesi adı verilmektedir. Bir üçüncü kaynak da, kamp havuzunun deniz tarafında, Tusan Motel’e 300 metre uzaklıkta yer almaktadır. Buraya da 31’ler İçmesi ya da ‘Açık Kaynak’ denilmektedir. Her üç kaynak da radyoaktiftir.

Güzelçamlı İçmesi; sodyum klorürlükarbondioksitii bromürlü, Kemerli İçmesi; sodyum klorürlübromürlü radonlu, 31’ler İçmesi ise; sodyum klorürlüradonlu sular grubuna dahildir.

Birinci içmenin temperatürü 19°C, radyoaktivitesi 0.79 eman, PH değeri 6.7, ikinci içmenin temperatürü 24.5°C, radyoaktivitesi 39 eman, pH değeri 6.64, üçüncü içmenin temperatürü 23.5°C, radyoaktivitesi 75 eman, pH değeri ise 6.8’dir.

Kuşadası İçmelerimin özellikleri dikkati çekecek düzeydedir. Güzelçamlı İçmesi; toplam mineralizasyonunun oldukça düşük olması ve radyoaktif gazlar içermesi bakımından diğerlerinden ayrılmaktadır. Litresinde 9 grama yakın tuz bulunan bu suların müshil etkisi vardır. Midebağırsak sistemi ve ona bağlı salgı bezlerinin dış salgı motilitesini arttırır. Bileşiminde bulunan serbest karbondioksit içimi biraz kolaylaştırır.

Diğer kaynaklar ise, çok kuvvetli tuzlu sulardır. Bunların litredeki tuz miktarları; Kemerli kaynağında 31, Açık kaynakta 34 gramın üstünde bulunmaktadır. Bileşimleriyle deniz suyuna oldukça yakınlaşan bu suların bir özelliği de, yüksek miktarda radon taşımalarıdır. Şu halde, radyoaktivitesi yüksek tuzlu sular grubuna girerler ve dış uygulamalarda değerlendirilirler. Sıcaklıklarının yüksek olmaması ve deniz suyuna nazaran daha ılık bir ısı göstermeleri, bu sulan hareket sisteminin ağrı ve tutuklukla seyreden çeşitli hastalıklarında kullanma ve değerlendirme olanağı verir. Uygulamalar tedavi havuzlarında yapılır. Bir taraftan denizin soğuk suyu, diğer taraftan onun hemen yanı başında bulunan, denizin adeta ısıtılmış ve radyoaktivite ilave edilmiş şekli olan bu sular, değişik uygulama olanakları verme bakımından bu yöreye ayrı bir zenginlik kazandırırlar.

Her üç suyun da basit çeşmelerden aktığı bölgede başka hiçbir tesis bulunmamaktadır. Konaklama sorunu, Kuşadası’ndaki sayılamayacak derecede çok otel, motel, pansiyon vs.den yararlanılarak halledilebilir. Bu konularda bilgi almak isteyenler Kuşadası Turizm Danışma Bürosu’na müracaat edebilirler.

NaturMed Doğal Tedavi ve Kaplıca Merkezi: Kuşadası’na 18 kilomere uzaklıkta, Davutlar beldesindedir. Türkiye’de litresinde 5 gram total mineralizasyon bulunan ve 12 çeşit mineral içeren suya sahip tek kaplıcadır.

Romatizmal hastalıklar, kireçlenmeler, kas hastalıkları, sedef, egzema, akne gibi cilt hastalıkları, damar hastalıkları, yüksek tansiyon, kronik idrar yollan hastalıkları gibi hastalıkların yanı sıra, diyabet, gut ve göz hastalıklarının da destek tedavilerinin yapıldığı merkezde; ayrıca tıbbi masaj, infraruj, tıbbi sauna, manyetik alan, akupunktur, ozon ve kolon tedavileri gibi uygulamalar da yapılmaktadır.

NaturMed Doğal Tedavi ve Kaplıca Merkezi; sürekli termal sulu 20 odada 45 yatak kapasitesiyle hizmet veren, bu arada zayıflama ve güzellik üniteleri, açık ve kapalı termal havuzları, egzersiz banyosu, yüzme havuzu, yürüyüş ve diyet programlarına da sahip komple bir tesistir.

Kuşadası’ndan Aydın yönüne doğru yola çıkıldığında ilk karşılaşılan ilçe Söke ilçesidir. İlçe dahilinde yer alan kaplıcalar sırasıyla şunlardır:

Ilıkça Kaplıcası: Söke’nin Kemer köyündedir. Cilt hastalıklarına iyi gelen şifalı bir su kaynağıdır.

Sazlı Köyü Kükürtlü Kaynağı: İlçe yakınlarındaki Sazlı köyündedir. Suyunun bileşiminde bol miktarda kükürt bulunduğundan bu adla anılmaktadır. Solunum yolları, kalpdamar hastalıkları ve romatizmal hastalıklara iyi gelir.

Aydın’m Kuyucak ilçesi Çubukdağ bucağına bağlı Ortakçı köyündeki Ortakçı Kaplıcası da, ilin önemli şifa kaynaklarından biridir. Kaplıcaya, NazilliKuyucak yolundan ayrılan 4 kilometrelik bir yolla ulaşılır. İlçeye olan uzaklığı 22 kilometredir. ‘Çubukdağ Kaplıcası’ da denir.

Sodyum ve kalsiyum sülfath, bikarbonatlı sular grubuna dahildir. Üç kaynağı bulunan suyun Ortakçı Köyü Kaynağı; sodyum bikarbonatlı, sülfath, kalsiyumlu, Hamam Girişi Kaynağı; ek olarak radonlu, Hamam Çıkışı Kaynağı ise; sodyum

bikarbonatlısülfatlıdır.

Kaynak suyunun hamam girişinde temperatürü 52°C, radyoaktivitesi 47 eman, pH değeri 6.95, çıkış kaynağında temperatürü 74°C, pH değeri 7.2’dir. Köy suyunun radyoaktivitesi 12 eman, pH değeri ise 7.2’dir.

Banyo tedavisi; romatizma, nevralji, nevrit ve kadın hastalıkları için tavsiye edilir. Bu bölgenin her üç kaynağının suları totalmineralizasyonu düşük olup, oligometalik, bikarbonatlı, alkali ve toprak alkali, hipertermal maden suları grubuna girer. Hamam suyunda ayrıca dikkate değer miktarda radon bulunmaktadır. İçme kürleri tarzında kullanıldığında; özellikle karaciğer, safra kesesi ve metabolizma faaliyetleri üzerinde hafif bir etki meydana getirmeleri beklenir. Şişelenmeleri halinde, yapay yoldan karbondioksit ilave edilirse sofra suyu olarak da kullanılabilir. Mineralizasyonlarının düşük olması nedeniyle, suyun sülfat bileşimi böbrek fonksiyonları üzerinde sedatif bir etki yaratacaktır. Diürezi arttırmak için kullanılan bu sular, asit ortamda gelişen böbrek taşlarının önlenmesi ve vücudun metabolizma artıklarından temizlenmesi bakımından da değerlendirilebilir.

Kaplıcadaki tedavi tesisleri, birkaç genel havuz ile sıra banyolardan ibarettir. 50 civarında bağımsız evle, 20 odalı bir otel konaklama ihtiyacını karşılamaya çalışmaktadır. Toplam 150 civarında olan yatak sayısı yetmediği takdirde, köydeki evler pansiyon olarak kullanılmaktadır. Kaplıca alanına, yaz mevsiminde çadır da kurmak mümkündür.

Kabaağaç Kaplıcası: Kuyucak ilçesinin 30 kilometre doğusunda, Kabaağaç köyündedir. Bu bölgenin suları, aynı Ortakçı Kaplıcası’nın tıbbi ve teknik özelliklerini taşır. Endikasyonları da benzer özelliktedir.

Tekke Kaplıcası: Bölgedeki ikinci kaplıcadır. Kabaağaç köyünün 3 kilometre güneyindeki Tekke köyündedir.

Demirtaş Kaplıcası: Aynı bölgede bulunan bir diğer kaplıca da Demirtaş Kaplıcası’dır. Suyunun birçok hastalığa iyi gelmesi nedeniyle ziyaretçisi fazla olan bir kaplıcadır.

Ongun Termal Sağlık Tesisleri: Kuyucak ilçesinin 7 kilometre güneyinde, şifalı çamur, doğal buhar ve kükürtlü sıcak su banyolarıyla hizmet veren bir tesistir. Burada sunulan şifalı su; siyatik, romatizma, lumbago, kireçlenme, sinir ve felç halleri başta olmak üzere, cilt hastalıklarına, özellikle sedef hastalığına yararı olmaktadır. Ongun Termal Sağlık Tesisleri, son zamanlarda yapılan ve modern anlamda şifa dağıtan bir tesis hüviyetinde olması bakımından önem taşımaktadır.

Aydın-Çine yolu üzerinde bulunan Madran Dağı, sadece şifalı sularıyla değil, aynı zamanda ünlü bir mesire yeri olması bakımından da dikkati çeken bir yerdir. Bozdoğan ilçe hudutları içinde yer alan bu alanda, piknik için kurulmuş ocak ve masalarla geniş bir otopark mevcuttur. Yörede kaynayan doğal sular, şişelenmek suretiyle yurt çapında pazarlanmakta ve üstün niteliklerinden herkesin yararlanması sağlanmaktadır.

Madran Doğal Kaynak Suyu: Aydın ilinin Bozdoğan ilçesi çevresinin ormanlık olması, 1618 metre yüksekliğindeki Madran Dağı’nda ve çevresinde yerleşim bölgesinin olmaması, var olan yaşam alanlarının da çok az nüfusa sahip bulunması vs. gibi nedenler mevcut su kaynaklarının bozulmadan günümüze kadar tertemiz kalmasını sağlamıştır.

Bizzat Bozdoğan Belediyesi tarafından üretilen Madran Doğal Kaynak Suyu, dünyanın en gelişmiş ozonlama sistemiyle dezenfekte edilmekte ve aynı zamanda tesislerde kurulu bulunan kapsamlı bir laboratuvarda günlük olarak kimya mühendisleri tarafından kontrolden geçirilmektedir. 1973 yılından bu yana üretilen bu menba suyu; son derece saf, düşük mineralli, yumuşak, içimi kolay bir kaynak suyudur. Sertlik derecesi 7.4 pH olan suyun toplam sertliği 1.5 (Fr°)’dir.

Pınar Madran Doğal Kaynak Suyu: Madran Dağı’ndaki su kaynaklarından dolumu yapılan ikinci su ‘Pınar Su’dur. Pınar Madran; dengeli mineral yapısı olan, düşük sodyumlu, içimi kolay bir doğal kaynak suyudur. 2000 yılında alman izinle üretime başlanan suyun sertlik derecesi 6.9, toplam sertliği ise 1.65 (Fr°)’dir.

Aydın ilindeki şifalı su kaynakları, konaklama olanakları, ulaşım güzergâhları ve diğer konularda bilgi almak isteyenler Aydın Turizm Danışma Bürosu’ndan her türlü yardımı göreceklerdir.

BALIKESİR İLİ ŞİFALI SULARI VE KAPLICALARI

BALIKESİR
Balıkesir, kaplıcaları, içmeleri, çamur banyoları, kum banyoları, maden sulan ve doğal kaynak sularıyla en zengin illerimizden biridir. Aynı zamanda Türkiye’nin en seçkin turizm yörelerine de sahiptir. İlde mevcut yeraltı ve yerüstü suları, birbirinden güzel ve birbirinden şifalı 60 kadar kaynağı oluşturur. Bu sular hemen hemen bütün ilçelere dağılmış durumdadır.

Balıkesir’in şifalı su kaynaklan bakımından en fakir ilçesi Bandırma’dır. BandırmaEdincik yolunun güneyinde yeraian ve Acı Su diye anılan tek kaynak, içme olarak kullanılmakta ve mide, bağırsak hastalıklarının tedavisinde; karaciğer ve safra yolları fonksiyonlarının düzeltilmesinde yararlı olmaktadır.
Dursunbey ilçesinde ise Kösemdede Kaplıcası’nın yanı sıra iki şifalı kaynak daha bulunmaktadır ki, bunlar;

Sarı Su Kaplıcası: Dursunbey’in doğusundadır. Deri ve iç hastalıklarına iyi gelen bir kaplıcadır.

Suçıktı İçmesi: Suçıktı; ilçe yakınlarında sık ağaçlı ve eşsiz manzaralı çavlanlarla dolu bir mesire yeridir. Burada bulunan içme; mide ve bağırsak hastalıklarını tedavi eder, organların faaliyetini hızlandırır.

Balıkesir’in küçük ilçelerinden İvrindi’de ise, değişik hastalıklara iyi gelen Korum Ihcası’ndan başka, ilçe merkezine 3 kilometre uzaklıkta İvrindi Kaplıcası da bulunmaktadır. Kaplıcanın suyu birçok hastalık için şifa kaynağıdır.

Yine Balıkesir’in güzel ilçelerinden olup, 72.5 kilometrelik sahil şeridi ve 117.18 kilometrekarelik yüzölçümüyle Marmara Adası, mide ve böbrek rahatsızlıklarına yararlı olan Altın Suyu ile tanınmıştır. Şifalı suyun kaynağı ilçe merkezi yakınındadır.

Kuş cennetiyle ünlü Manyas ilçesinde ilk akla gelen şifalı su kaynağı, modern olanakların sunulduğu Serpin Termal Tesisleri’dir. BandırmaBalıkesir yolunun 25’inci kilo: metresinde, Aksakal beldesinden ayrılan bir yol 20 kilometre sonra sizi tesislere ulaştırır.

Serpin Termal Tesisleri’nin, kas ve mide hastalıklarının yanı sıra kilo vermek isteyenler tarafından da tercih edilen suyu, 53°C’lik sıcaklığıyla diğer termal kaynaklardan ayrılır. Şeker hastalığı, mide, böbrek ve romatizmal hastalıklar, bel, boyun ve sırt rahatsızlıklarının tedavisinde çok etkin sonuçlar verir. Yüksek sıcaklığına karşın rahatlıkla girilebilen suları, kalp ve damar hastalıklarına tavsiye edilmektedir. En büyük özelliği ise; hiçbir katkı yapılmadan ve yapay yöntemler uygulanmadan kullanılabilen suyunun egzama, kapanmayan yaralar, sedef hastalığı, cilt kırışıklıkları, sivilceler gibi birçok elit hastalığını tedavi etmesi ve cildi yumuşatmasıdır. Diğer taraftan, tesisteki ayrı bir kaynaktan çıkan 32°C sıcaklıktaki bir su, içilebilen ender sular arasında yer alır. Kükürt oranı düşük, nitrit oranı ise sıfır olan bu su içildiğinde; mide, böbrek ve sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını sağlamakta, şeker, kolesterol ve tansiyonu düzenlemektedir.

Tesisin farklı bölümlerinde kullanılmak üzere, yerine göre 7090°C’ye yükseltilen termal suların normal kaynak sıcaklığı 53°C’dir ve daha önce de söylediğimiz gibi, banyo tedavisi sırasında bu suya herhangi bir müdahalede bulunulmadan girilebilmektedir.

Serpin Termal Tesisleri’nde kilo vermeye yönelik pek çok uygulama vardır. Örneğin ‘Tanita Body Composition’ adlı cihaz yardımıyla metabolizma ölçümleri yapılarak vücuttaki kas, kemik, yağ ve su değerleri bulunmakta, bundan sonra termal suyun içilmesiyle metabolizmanın daha iyi çalışması sağlanmaktadır. Kaplıca suyuna girildiğinde, vücut gözenekleri açılmakta, terleme yoluyla da toksin ve zararlı maddeler dışarı atılmaktadır. Kaplıca suyunun metabolizmaya yaptığı olumlu etki sayesinde böbrekler daha rahat çalışmakta ve ayni zararlı maddeler bu kez idrar yoluyla dışarı atılmaktadır. ‘Termoter’ cihazıyla vücuda özel bir çamur sürmek ve bandajlamak yoluyla vücut ısısı arttırılmakta, bu şekilde yağlı noktaların inceltilmesiyle toksin ve yağların atılmasına yardımcı olunmaktadır. Sellülit ve lokal yağlanma tedavilerinde kullanılan özel cihazlar sayesinde, deniz yosununun kullanıldığı banyo kürleri sonunda birkaç beden incelme sağlanmaktadır. Pasif jimnastik parkurunda, estetik uzmanlarınca sel101 itli dokular takip edilmekte ve azaltılmasına çalışılmaktadır. Tüm bu işlemlerin yanı sıra, hareket, yürüyüş, yüzme ve aletli jimnastik etkinlikleri konukların istifadesine sunulurken, ziyaretçilere, kişiye özel diyet uygulamalarıyla da farklı bir anlayışla hizmet edilmektedir.

Serpin Termal Tesisleri; iki ve üç katlı suit apartlardan oluşmakta ve 15’er günlük devreler halinde, aylık ve mevsimlik devre mülk sistemiyle kiraya verilmektedir. Bu şekilde, insanların şifalı suyun nimetlerinden ömür boyu yararlanmalarının sağlandığını söylemek mümkündür.

İlçedeki “bir diğer şifalı kaynak da, ilçe merkezine 4 kilometre uzaklıktaki Manyas Ilıcası’dır. Bu ılıcada şifalı su kumdan kaynar. Bu nedenle ‘Manyas Kum Ilıcası’ diye de anılır. Basit tesislerin yer aldığı ılıcadan banyo uygulaması yoluyla şifa aranır. Suyu cilt hastalıklarına yararlıdır.

Hamam Kaplıcası: Manyas’ın batısında, Çıngırlı köyündedir. Cilt hastalıklarına iyi gelen bir suyu vardır.

Balıkesir’in önemli ilçelerinden Susurluk ise, tam bir şifalı su cennetidir. Buradaki içme ve kaplıcalar sayılmakla bitmez. Başlıcaları şunlardır:

Ekşi Su: Susurluk’un güneydoğusundadır. Mide rahatsızlıklarına iyi gelen bir içmedir.

Gökçedere Kaplıcası: İlçe merkezinin 12 kilometre güneybatısında, Gökçedere köyündedir. Sodalı, oligometalik maden suları kapsamındadır. Banyo tedavisi; kadın ve romatizmal hastalıklara iyi gelir. İçimi halinde ise, mide ve bağırsak rahatsızlıklarını giderir.

Acıcasu İçmesi: Susurluk yakınlarındadır. Sodalı soğuk maden suyudur. Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir.

Acı Su: Susurluk’un 10 kilometre kuzeyinde, Dereköy’dedir. Karbondioksit oranı yüksek bir sudur. Bu özelliğinden dolayı, mide ve bağırsaklara yararlı olduğu gibi, karaciğer rahatsızlıklarını gidermek, safra yollarının düzgün çalışmasını sağlamak gibi özelliklere de sahiptir. Ayrıca, solunum yolları üzerinde, kalpdamar hastalıklarında tedavi edici etkisi vardır.

Dağ Kaplıcası: İlçe merkezinin güneydoğusunda, Çatalbatan bölgesindedir. Mide rahatsızlıklarını gideren, cilt hastalıklarına iyi gelen bir kaplıcadır.

Çamur Kaplıcası: Şifa arayan hastalarla dolup taşan bir kaplıcadır. Kaplıcanın kaynak suyu ve bu suyla oluşan şifalı çamuru, özellikle romatizmal hastalıklarda ve eklem ağrılarının giderilmesinde yararlıdır.

Yıldızköy Kaplıcası: Susurluk’un 9 kilometre güneyinde, Yıldızköy’dedir. Balıkesir karayolundan Ömerköy’de ayrılan ve DemirkapıBabaköy üzerinden ulaşılan bir yolla gidilir. Kaplıca köyün kuzeyine düşer. ‘Yıldız Dağ Kaplıcası’ da denir. Suyu; sülfatlı ‘acı’ ve sodalı sıcak maden suları grubuna dahildir. Banyo tedavisi; başta nevralji olmak üzere sinir hastalıkları ve kalpdamar hastalıkları üzerinde etkilidir. Ayrıca, mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi rahatsızlıklarında, beslenme bozukluklarında yararlı bir sudur. Suyun sıcak olması, romatizmalı hastalar üzerinde rahatlatıcı bir etki yaratır.

Kepekler Kaplıcası ve Çamur Suyu: Susurluk ilçesinin 20 kilometre kuzeyinde, Göbel bucağına bağlı, eski adı Kepekler olan Ilıcaoba köyündedir. İlçenin en önemli şifalı su kaynaklarından birisidir. Kaplıca alanında Cenevizlilerden kalma eski yıkıntıların bulunması, kaplıcanın ilk kez Cenevizliler tarafından işletildiği kanısını uyandırmaktadır.

Kepekler Kaplıcası ve Çamur Suyu; madeni az ılıca ve içmeler grubuna dahildir. Kaplıca hamamında kullanılan şifalı su; sodyum bikarbonattı, klorürlü ve radonludur. Bu suyun çıktığı yer ‘Açık Kaynak’ diye anılır. Temperatürü 62°C, pH değeri 6.52, radyoaktivitesi ise 5438 Pci/lt=54 emandır. Çamur Suyu ise ayrı bir kaynaktan çıkar. Temperatürü 4152°C, pH değeri 7.1, radyoaktivitesi 20 emandır. Yüksek ısı ve içerdikleri bol miktardaki radyoaktif gaz emanasyonuyla dış uygulamalarda değerlendirilmesi gereken kıymetli bir sudur.

Banyo tedavisi; romatizma, nevralji, nevrit, polinevrit, felçler ve ankilozlar ile kadın hastalıklarında, çamur tedavisi ise; bütün romatizma çeşitleri, nevralji, nevrit, polinevrit, çocuk felçleri, kırıkçıkıklardan sonraki hareketsizliklerde, artritli hastalarda ve kadın hastalıklarında tavsiye edilmektedir.

Kepekler kaynak suyu; radyoaktif, çok sıcak ve litrede 2 gram kadar mineralizasyon içeren tuzlu bikarbonatlı, kalevi bir maden suyudur. Dış uygulamalar yoluyla kullanıldığında, suyun sıcaklığı ve radyoaktivitesi etkin unsur olarak dikkati çeker. Bilhassa bol radyoaktif emanasyonlar, üst solunum yollarından organizmaya girerek iç salgı bezleri üzerinde uzun zaman sürecek kalıcı bir etki gösterirler. Kanda birikmiş ürik asit miktarı üzerinde etkili olacağından, gutlu hastaların sükûn devresinde ‘iki kriz arasında’ tavsiye edilebilir. Radyoaktivitenin ve sıcaklığın aynı zamanda ağrı dindirici tesirleri bilinmektedir. Şu halde, romatizmal sendromlarda, kırık sekellerinde ve lokomotör sistem üzerinde yapılan cerrahi müdahalelerden sonra görülen ağrılı hareket güçlüklerinde, ke. za kronik ağrılı iltihaplı kadın hastalıklarında ve yine kronik ağrılı bazı kalın bağırsak sendromlarında önerilmesi gereken bir sudur. Bu suların ilginç bir yanı da, çamur uygulamalarına elverişli olmasıdır. Su ve çamur banyosu bir arada yapılabilmektedir. Hafif sodyum klorürlü bir suyla oluşan ve ‘Moor’ türüne yakın olan çamurun gerçek bileşimi ve içerdiği organik ve inorganik maddelerin zenginliği hakkında detaylı bir bilgimiz bulunmamakla birlikte, çamurda kuvvetli bir radyoaktif oranı olduğu kesindir. Şu halde, birçok ağrılı hastalıklarda, bazen genel banyo tarzında, bazen de daha geniş lokal uygulamalar halinde bu unsurdan istifade etmek düşünülebilir. Çamurlar ısıyı çok daha uzun süre taşırlar. Aynı zamanda, içlerinde bulunan organik maddelerden bazılarında ostrejen ‘hormonal’ etki görülür. Bu maddeler deri aracılığıyla vücuda geçebildiklerinden hormonal etki gayet açık olarak dikkati çeker. Radyoaktivite, bir yandan organizmada iç salgı sistemini uyarırken, diğer taraftan çamurun bileşiminde oluşan hormonlar deriden geçmek suretiyle bir ilaç etkisi gösterirler.

Kaplıcada, genel tedavi havuzlarıyla birlikte, çamur banyolarının rahatlıkla yapılması için etrafı çevrili küçük havuzlar da bulunmaktadır. Konaklama için, yatak kapasitesi 200’ü geçen bir otel ve yardımcı sosyal tesisler vardır. Ayrıca, tek kişilik barakalarda ve sezon boyunca kurulan çadırlarda da kalmak mümkündür.

Ömerköy Kaplıcası: Susurluk’un 15 kilometre güneybatısında, Ömerköy’dedir. Köyün kuzey yönünde, 2 kilometre uzaklıktadır. Buraya, karayolunun yanı sıra demiryoluyla da ulaşma olanakları mevcuttur.

Sodyum sülfat ve kalsiyum bikarbonat içeren madeni az bir sudur. Temperatürü 31.5°C, radyoaktivitesi 75 eman, pH değeri 6.67’dir. Banyo tedavisinden; ruhsal yorgunluğu olanlar, nekahat dönemi geçirenler, sinirli nevrastenik kimseler faydalanırlar. Şifalı suyun radyoaktivitesi yüksek olduğundan, özellikle sinir sistemi üzerindeki etkisi önemlidir. Tıbbi ve teknik özellikleri Kepekler Ilıcası ile benzerlik gösterir.

Ömerköy Kaplıcası’nın tedavi kısmı; bir genel havuz ile sıra banyolardan ibarettir. Sosyal tesisleri yeterli düzeydedir. Ayrıca, pansiyon olarak kullanılan tek odalı küçük evler vardır. Yazın halk, genellikle çadır kurmak suretiyle kaplıcadan yararlanmayı tercih eder. Anadolu’nun birçok yöresinde olduğu gibi, bu tür tesisleşmemiş kaplıcalardan ancak yörenin insanı yararlanmaktadır.

Balıkesir’in küçük Balya ilçesinde de şu kaplıcalar yer

almaktadır.

Ilıca Kaplıcası ve Kum Banyosu: Balya’nın İlıca bucağında bulunur. Balıkesir’den 35 kilometre uzaklıkta olan kaplıcanın tesisleri ve her türlü sosyal olanağı mevcuttur. Kaplıca suyunun sıcaklığı 5961°C’dir. Burada, su banyosunun yanı sıra kum banyosu da yapılır. Kum banyosu; romatizmal hastalıkların tedavisinde yararlıdır.

İlıca Kaplıcası’nda, birçok hastalığa deva aranmakta olup, suyunun özellikle yatıştırıcı etkisi vardır. Deri hastalıklarında da yararlı olmaktadır. Bölgede iç turizmin giderek canlandığı açıkça dikkati çekmektedir. Konaklama için ayrıca iki yıldızlı Turistik Şifa Otelimden de yararlanmak mümkündür, tam bir termal tesis gibi çalışan otelde, 60 odada 120 yatakla hizmet verilmektedir.

Hozluca Ilıcası: Balya ilçesinde, Ilıca Kaplıcası’nın yakınlarındadır. Suyu, romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Hisar Ilıcası: Yörede bulunan üçüncü kaplıcadır. Bu da Ilıca Kaplıcası’nın yakın çevresindedir. Diğer kaplıcalarla benzer özellikler gösterir.

Armutalan Dağ Ilıcası: Balya ilçe hudutları dahilinde olup, Armutalan köyünün 1.5 kilometre güneyindedir. Ilıcaya Susurluk yolunun 12’inci kilometresinden ayrılan 32 kilometrelik bir yolla ulaşılmaktadır. Balya’ya ise 25 kilometre uzaklıktadır. ‘Balya Dağ İlıcası’ diye de anılır.

Bu ılıcada da iki kaynak bulunmaktadır. Kaynaklardan biri, kadınlar tarafından hem yıkanmak, hem de çamaşır yıkamak amacıyla kullanılır. İkinci kaynak ise asıl suyu teşkil eder. Bu sü; sodyum sülfatlı, klorürlü, radonlu, oligometalik bir sudur. Çamaşır suyunda ise radon bulunmaz.

Ilıca suyunun temperatürü 61.5°C, pH değeri 7.86, radyoaktivitesi 11 emandır. Banyo tedavisiyle; romatizma, nevralji, nevrit ve kadın hastalıkları şifa bulur. Bu su içmeye elverişli değildir. Ancak, içildiğinde hafif yumuşaklık verir ve diüretik etki gösterir. Kadınlar, daha çok çamaşır suyunu tercih ederler. Çamaşır suyu, üstü kapalı, çamaşırlık tipi bir yerdir. Kadınlar burada hem çamaşır yıkamakta, hem de yıkanmaktadırlar. Çamaşır suyunun debisi çok yüksektir.

İki adet tedavi havuzunun bulunduğu Armutalan Dağ Ilıcası’nın henüz modern bir tesise kavuştuğunu söylemek mümkün değildir. Kür yapanlar, ya köy odalarında, ya da kaplıcanın çevresinde yine köylüler tarafından yapılmış basit evlerde kalırlar. Çevrede sadece kahve ve lokanta türü birkaç işletme bulunmaktadır.

Balıkesir’in turistik ilçelerinden Erdek, aynı zamanda sahile 200 metre uzaklıkta bulunan Zeytinli Adası’ndaki Zeytinliada Kaplıcası ve İçmesi ile de tanınmıştır. Adaya, limandan kalkan motorlarla ulaşmak mümkündür.

‘Zeytinli Kaplıcası’ ya da ‘Zeytinliada Şifalı Suyu’ olarak da bilinen bu suyun, ısı derecesinin düşük olmasına rağmen, hem kaplıca olarak istifadesi yoluna gidilmiş, hem de içme olarak kullanılmıştır.

Çevresinde tarihi yıkıntıların bulunduğu iki mağaradan kaynayan sulardan biri içme, diğeri de banyo amaçlı kullanılmaktadır. Mağaraların civarında sızıntı halinde ufak kaynaklara da rastlanılan kaplıcanın ‘ayazma’ denilen bölümündeki su içme olarak tanınmış olup, eskiden şişelerle memleket dışına bile yollanırmış. Diğer mağarada ise, ‘Mermer Hamam’ tabir edilen bölüme, doğal mermer kayalar arasından birkaç basamak merdivenle inilmektedir. Litresinde 17 gram sodyum klorür ile 3.5 gram sodyum sülfat bulunan bu su banyo yapımında kullanılmakta ve mağaranın ortasında banyo için kullanılan bir havuz bulunmaktadır.

Suyun temperatürü 23°C, radyoaktivitesi 0.4 emandır. Banyo tedavisi; travmatik nedenlere bağlı kaynaması gecikmiş kırıklar, kemik sisteminin bazı hastalıkları, iş kazaları yaralanmaları ve kadınların genital organlarındaki kronik iltihaplanmalara yararlıdır. Çok tuzlu olan bu sular, içildiğinde müshil etkisi yapar ve bu nedenle bağırsak hastalıkları, karaciğer ve safra yolları rahatsızlıklarına tavsiye edilir.

Erdek ilçesinin Kapıdağ Yarımadası’ndaki Aşağı Yapıcı köyünde bulunan bir başka kaynak suyu da, Şeker Su adı altında 1998 tarihinden bu yana üretilmekte ve ülke çapında pazarlanarak toplumun hizmetine sunulmaktadır. Sertlik derecesi 6.5 olan bu doğal su, içimi güzel, lezzetli bir sudur.

Erdek ilçesi, aynı zamanda turistik bir sahil yöresi olduğundan gerek konaklama, gerekse diğer sosyal ihtiyaçlar için yeterli sayıda tesise ev sahipliği yapmaktadır. Bu konularda her türlü bilgi Erdek Turizm Danışma Bürosu’ndan alınabilir.

Balıkesir’in olduğu kadar Türkiye’nin de en güzel turistik köşelerinden birini teşkil eden Edremit ilçesi ise, belki de şifalı kaynak sularının en çok bulunduğu ender ilçelerimizden biridir. Edremit Körfezi’ni çevreleyen ve Ayvalık’a kadar uzanan alanda çok sayıda kaplıca ve içme yer almaktadır. Her biri ayrı birer şifa kaynağı olan bu suları sırayla inceleyecek olursak;

Karaağaç Kaplıcası: Burhaniye beldesine bağlı Karaağaç köyü yakınlarındadır. İçe merkezine 16 kilometre uzaklıktadır. Ilıca özelliğinde olan kaplıca suyunun banyo olarak kullanılması halinde; başta uyuz olmak üzere deri hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Solunum yolları hastalıklarında da yararlı bir sudur.

Pelitköy Kaplıcası ve İçmesi: Burhaniye’nin 7 kilometre güneybatısında, Pelitköy’dedir. Gerek kaplıca ve gerekse içme olarak kullanılan bu şifalı su, bağırsak rahatsızlıklarına, safra kesesi, safra yolları ve karaciğer hastalıklarına iyi gelmektedir. Buradan, Karaağaç Kaplıcası’na geçmek olanağı da vardır.

Dutluca Köyü İçmesi: Aynı yörede bulunan Dutluca köyünde kaynayan bir maden suyudur. Benzer endikasyon özellikleri bulunan su, sadece içme olarak kullanılmaktadır.

Rifat Efedi Kaplıcası: Edremit’in 3 kilometre güneyindeki Bostancı köyüne giden yol üzerindedir. Romatizma ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelen bir kaplıcadır.

Bostancı Kaplıcası ve Çamur Banyosu: İlçe merkezinin 3 kilometre güneyinde, Bostancı köyünün batısındadır. ‘Eski Kaplıca’ diye de anılmaktadır.

500 metrekareden fazla yer tutan bir alanda, yer yer hafif sodyum klorür içeren ve 5265°C sıcaklıkta oluşan tıbbi ve doğal çamur, ünlü ‘Moor’ çamurunun tam özelliklerine sahiptir. Kaplıca suyuyla birlikte yapılan çamur banyosu, başta romatizma ve kadın hastalıkları olmak üzere, nevralji ve nevrit gibi sinir hastalıklarına iyi gelmektedir.

Derman Kaplıcası: Edremit ilçesine bağlı Bostancı köyündedir. Havran ilçesine 4 kilometre uzaklıktadır. Eski Kap lıca, yani Bostancı Kaplıcasının yerinde 1936 yılında inşa edilen tesislerde faaliyete geçirilen kaplıca, Derman Kaplıcası diye anılmaya başlanmıştır. Kaplıcanın denizden yüksekliği, sadece 5 metre, temperatürü 56°C, pH değeri 7.6, radyoaktivitesi 11.5 emandır. Madeni az ılıca ve içmeler grubunda değerlendirilen suyu, sodyum sülfürlü oligometalik bir sudur. Banyo tedavisi; romatizmalılar, artrit, filebit sekelleri ve kadın hastalıklarına önerilir. Gut ve şişmanlığa da iyi gelmektedir.

Kaplıcada, bir adet genel tedavi havuzu ile sekiz adet özel banyo yer almaktadır. Çeşitli sosyal tesisleri bulunan kaplıcada, ayrıca 40 yataklı bir otel de hizmet vermektedir. Sezon süresince kamp alanına çadır kurmak da mümkündür.

Hotel Kuğu Termal Kaplıca: Edremit yöresinin şifalı su kaynaklarından yararlanarak sağlık hizmeti sunmak üzere faaliyete geçirilen Hotel Kuğu; konaklamanın yanı sıra müşterilere termal hizmet veren bir tesistir. Şifalı suyun sıcaklığı 45°C’dir. İki adet olimpik boyutlarda açık yüzme havuzu, bir adet kapalı tedavi havuzu, şok havuzu ve özel aile kabinlerinin bulunduğu tesiste 70 odada 150 yatak kapasitesi mevcuttur.

Ekşi Su: Edremit’in 16 kilometre batısında, Ilıca iskelesi ile Avcılar köyü arasındadır. Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelen bir maden suyudur.

Kristal Doğal Maden Suyu: EdremitAltınoluk yolunun 23’üncü kilometresinde, Avcılar köyü mevkiinde kaynayan bu doğal maden suyu, dünyanın oksijen bakımından en zengin ikinci bölgesi olarak bilinen Altınoluk yöresinde, Kazdağı’ndan çıkan ve mineralizasyonunun zenginliğiyle tanınan efsanevi bir sudur. 2000 yılından bu yana üretimi yapılan bu midevi su, Kristal Doğal Maden Suyu başlığı altında piyasaya verilmektedir.

Güre Kaplıcası ve Çamur Banyosu: Edremit ilçesine bağlı Güre beldesi sınırları içindedir. Kaplıcanın denizden yüksekliği 3 metre, denizden uzaklığı ise 300 metredir. Ege bölgesinin kuzeyinde, Truva ile başlayıp Bergama’ya kadar uzanan turistik bölgenin merkezinde, Türkiye’nin en güzel sayfiye yerlerinden olan Akçay’a 3 kilometre mesafededir. Kazdağı’nın güney yamaçlarını kaplayan zeytinlikler arasında bir sağlık ve dinlence yeridir. İlçe merkezine 12 kilometrelik bir uzaklıktadır. Çanakkale yolu kaplıcanın hemen önünden geçer.

Kükürtlü ılıca ve içmeler grubunda incelenen Güre Kaphcası’nın suyu; sodyum sülfatlı ve hidrojen sülfürlüdür. Sodyum sülfatlı suların en tipik örneğidir. Aynı zamanda eşik değerlerin üstünde kükürtlü hidrojen bulunmaktadır. Suyun temperatürü ortalama 59°C (kaynak çıkışında 67.5°C, havuza aktığı yerde 53°C), pH değeri 8.48, radyoaktivitesi 0.3 emandır.

Banyo tedavisi; romatizma, nevrit, polinevrit, nevralji, mialji, kadın hastalıkları ve elit hastalıklarında yararlıdır. Sıcak kükürtlü su, solunum yolu hastalıklarında, siyatik, kas ve kemik ağrılarının tedavisinde etkin rol oynar. Sedef hastalığı için de tavsiye edilen bir sudur. Çamur banyosu yoluyla şifa arayanlar, çamurun benzer tedavi edici özelliklerinden yararlanırlar.

Güre Kaplıcası’nın suyunun bileşimi, bu yörenin maden suları arasında ayrıcalıklı bir değere sahiptir. Acı kalevi sular grubuna giren bu maden suyunda fazla miktarda sıcaklık ve yüksek oranda kükürtlü hidrojen bulunur. Şu halde, banyo uygulamalarında daha değişik endikasyonlar da görülecek demektir. Kükürtlü sular, özellikle iltihaplı sendromlarda önem kazanır. İltihaplı hareket sistemi hastalıklarında ve bu gruba giren romatizmalarda, deri hastalıklarında, akciğerlerin cerahatli rahatsızlıklarında, üst solunum yollarının kronik akıntılı iltihaplarında, yine kadınların kronik salpenjit ve salpenjooverit gibi rahatsızlıklarında ve karbondioksit metabolizmasının hafif düzensizlik gösterdiği hallerde, bu sulardan

büyük ölçüde yararlanılır.

Türkiye’nin bu çok tutulan kaplıcasında, son derece modern tesisler iki binada toplanmıştır, iki adet genel tedavi havuzu ve yirmi iki adet sıra banyosu varır. Her türlü sosyal olanağın bulunduğu tesiste konaklamak da mümkündür. Yatak kapasitesi 200’e ulaşan otelin tüm odaları banyoludur.

Afrodit Kaplıcası: Güre Kaplıcası’ndaki, Güre Belediyesi’ne ait termal tesis kompleksidir. Burasının 2000 yıl öncesinde de büyük bir termal merkez olarak kullanıldığı bilinmektedir. Hatta, daha da gerilere gidildiğinde, Yunan mitolojisinin adından sık sık sözedilen tanrıçalarından Afrodit’in de burada yıkandığı ve güzelliğini bu sulara borçlu olduğunu belirten yazıtlara da rastlanmıştır. Kaplıcanın, tanrıça Afrodit’in adını alması boşuna değildir.

Konaklama olanaklarının sınırsız olduğu bu yörede, kaplıca mahalline en yakın otel olan Şenkay Otel’in müşterilerinin çoğunluğunu kaplıcaya gelenler oluşturmaktadır.

Edremit ilçesinin Altınoluk beldesi ise, bol oksijenli havası ile ünlüdür. Yöre insanlarının ‘Oksijen cenneti’ diye adlandırdıkları Çam Mahallesi, büyük kentlerden kaçan, özellikle solunum rahatsızlığı çeken kişilerin tercih ettiği yerlerin başında gelir.

Ilıca: Akçay’ın batısında, Ilıca iskelesi mevkiindedir. ‘Akçay Ilıcası’ diye de anılmaktadır. Suyu, Güre Kaplıcasından gelir. Siyatik hastalığına yararlı bir sudur. Konaklama için; bu yörede bulunan tek yıldızlı Yeni Altun Oteli’nden istifade etmek mümkündür. Otel, 22 odada 38 yatak kapasitesiyle hizmet vermektedir.

Yöredeki kaplıca ve içmelerle konaklama imkânları için bilgi almak isteyenler; EdremitAkçay, Ayvalık ve BurhaniyeÖren Turizm Danışma Bürolarıma müracaat ederek istedikleri bilgiyi alabilirler.

Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde de, her derde deva şifalı kaplıca ve içmelere rastlamak mümkündür. Bunlar;

Acı Su: Sındırgı’nın 7 kilometre doğusundadır. Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelen, karaciğer ve safra yolları rahatsızlıklarını gideren bir içmedir.

Emendere Kaplıcaları: Sındırgı ilçesine bağlı Emendere ‘llıcaköy’ köyündedir. Bu nedenle ‘Ilıcaköy Kaplıcaları’ diye de bilinir. İlçe merkezine uzaklığı 67 kilometredir. Güneydoğuya doğru uzanan kaplıca yolunun her iki tarafı sık ağaçlarla kaplıdır.

Emendere Kaplıcalarında, birbirinden bağımsız olarak kaynayan iki kaynak vardır: Kemeraltı Kaynağı ile Derebaşı Kaynağı. Madeni az ılıca ve içmeler grubuna dahil her iki kaynağın suyu; bikarbonattı, kalsiyumlu, sodyumlu, oligometalik ve radonludur. Ülkemizdeki radyoaktivitesi en yüksek kaplıcalardan biridir. Derebaşı kaynağının temperatürü 32°C, pH değeri 7.04, radyoaktivitesi 2324 emandır. Radyoaktivite, Kemeraltı kaynağında 8384 Pci/lt=82 eman’a çıkmaktadır.

Banyo tedavisi; nevrastenikler, nekahat dönemindeki hastalar, zayıflar, yaşlılar için çok yararlıdır. Bu suların özelliği, ötekiler gibi kalevi bikarbonatlı değil, toprak kalevili bikarbonattı olmasındadır. Ancak, total mineralizasyon çok düşük olduğundan, minerallerin pek etkisi görülmez. Buna karşılık, içme suyu olarak sofrada kullanılabilir. Ayrıca yapılacak diürez kürleri etkili olacaktır. Radyoaktivitesinin çok yüksek olması, diürez kürü esnasında ürik asit gibi bazı birikmeye eğilimli organik unsurların kan seviyesinden daha kolaylıkla ve hızla temizlenebileceğini düşündürür. Şu halde, gutlu hastalarda ve böbrek taşı olanlarda dikkate alınmalıdır. Radyoaktivitenin yüksekliği aynı zamanda hormonal etki yapacağından, Emendere kaynaklarını ‘Gençlik Suyu’ olarak değerlendirmek de mümkündür. Bu sular insanı gençleştirir, güzelleştirip hormon düzensizliklerini giderir. Deri hastalıklarına, özellikle de sedef hastalığına iyi gelir. İçimi halinde; sindirim sistemi üzerinde olumlu etki yaratır.

Emendere Kaplıcalarında önemli sayılabilecek bir tesis yoktur. Bir genel havuz ile birkaç gömme beton banyo, tüm tedavi bölümünü oluşturur. Konaklamak isteyenler ise köy odalarında ve çardaklarda kalırlar. Böylesine değerli bir suyun modern tesislerle değerlendirilmemiş olması hayli üzücü bir durumdur.

Hisaralan Kaplıcası: Sındırgı’nın Hisaralan köyündedir. İlçe merkezine 14 kilometre uzaklıkta, Çalgören Barajı yoluna 300 metre mesafededir. Kaplıca alanı, sık ormanlık bir arazidir.

Bu alanın yakın çevresi incelendiğinde; burada iki bin yıllık olduğu tahmin edilen iki hamam duvarıyla, yeraltında kalmış bir şehrin kalın duvar kalıntıları göze çarpmaktadır. Antik şehrin kuzeybatısına düşen ve Ulaş Tepesi diye tanınan sivri tepede köylüler ve define arayıcıları tarafından kazılar yapıldığından, bu tepe insanlar tarafından sanki sonradan toprak taşınmak suretiyle meydana getirilen bir höyüğü andırmaktadır. Kazı yerlerinde kalın duvarlar vardır. Söylentilere göre; buradaki eski hamamlar Cenevizliler döneminden kalmaymış. Ulaş Tepesi’nin dört kapısı bulunmakta ve en büyük kapısı hazine dairesine açılmakta imiş. Kaplıcanın tepesinde delikli mermer bir taş varmış ve bu taşa dikilen bayrakla birlikte şenlik ve ibadet zamanının geldiği bildiriliyormuş. Tepeden sütler akıtılır, kaplıcanın sıcaklığında pişirildikten

sonra halka dağıtılırmış…

Madeni az ılıca ve içmeler grubunda incelenen Hisaralan Kaplıcası’nın ‘Hamam’ ve ‘Büyük Kaynak’ olmak üzere iki farklı kaynaktan çıkan suları; sodyum bikarbonattı sular grubuna dahildir. Hamam suyunun temperatürü 35°C ile 81°C arasında değişmektedir. pH değeri 8.51’dir. Büyük Kaynak’ta temperatür 99°C, pH değeri ise 7.06’dır. Bu durumda Türkiye’nin en sıcak kaplıcası olmaktadır.

Kaplıca suyunun hem çok sıcak, hem de sodyum bikarbonattı olması nedeniyle, kendi sınıfının özelliklerini göstermesi doğaldır. Bütün bu tür sularda olduğu gibi, başta hareket sisteminin ağrılı hastalıkları olmak üzere, kadın hastalıklarında ve ağrılı bazı batın ‘karın* hastalıklarında yatıştırıcı etkisi görülür. Romatizmalılar, nevralji ile nevrit hastalan, kadın hastalıklarından şikâyetçi olanlar bu sulardan büyük yarar sağlar.

Kaplıcanın tedavi bölümü; bir adet genel havuz ile etrafındaki sıra banyolardan ibarettir. Burada her şey yaz sezonuna endekslenmiş gibidir. Sosyal tesisler seyyardır. Konaklama tesisi olarak, birkaç baraka tarzı evle, sezon sırasında kurulan çadırlardan istifade edilir.

Balıkesir’in Bigadiç ilçesinin yöresel şifalı kaynaklarından birisi, belki de en önemlisi Asarköy Ilıcalarıdır. İlçe merkezinin 18 kilometre kuzeydoğusunda, Hisarköy’dedir. ‘Hisar Kaplıcası’, ‘Hisarköy Kaplıcası’ ya da ‘Asarköy Kükürtlü Kaynağı’ olarak da tanımlandığı olur.

Ilıcaların bulunduğu bölgede üç kaynak vardır: Asıl Asarköy İlıcalarımı oluşturan ‘Çelikli Su’ ile ‘Kükürtlü Kaynak’ ve bu kaynaklardan 500 metre uzaktaki bir araziden kaynayan Acı Su.

Acı Su kaynağı taş bir yalaktan akmakta ve aktığı yerde kükürtlü çakıltaşı bırakmaktadır. Çevrede güçlü bir hidrojen sülfür kokusu duyulur. Asarköy’de, Balıkesir depreminden sonra üç yeni kaynak daha meydana çıkmış, buna karşılık Kükürtlü kaynağın debisi gün geçtikçe azalmıştır.

a) Çelikli Su: Sodyum bikarbonatlı, sülfatlı, karbondiok

sitti ve arseniklidir (0.42 mg/It). Temperatürü 75°C, pH değe

ri 6.62, radyoaktivitesi 3.5 emandır.

b) Kükürtlü Kaynak: Sodyum bikarbonatlı, sülfürlü,

magnczyumlu ve arseniklidir (0.53 mg/lt). Temperatürü

59°C, pH değeri 6.9, radyoaktivitesi 2.85 emandır.

c) Acı Su: Sodyum bikarbonatlı, sülfatlı, karbondioksitli

ve sülfürlüdür. Temperatürü 31°C, pH değeri 6.59’dur.

d) Yeni kaynaklar: Sodyum bikarbonatlı, sülfatlı, karbondioksitli ve arseniklidir (0.40 mg/lt). Bu sularda bir miktar da iyoda rastlanmıştır (0.80 mg/lt).

Çelikli Su ile Kükürtlü Kaynak’ta yapılacak banyo tcda visi; romatizma, nevralji, kadın hastalıkları, nevrit ve deri hastalıklarında çok yararlıdır. Bunlardan ayrı bir kaynak olarak değerlendirme durumunda olduğumuz Acı Su’da ise durum farklıdır. Su ılık olduğundan banyoya pek elverişli değildir. Ancak, serpintileme, koklama ve gargara yoluyla solunum yolları hastalıklarında ve deri hastalıklarında çok şifalı olur.

Asarköy kaynakları; 2 gram total mineralizasyon içeren sıcak maden suları kapsamında olduğundan, bileşimleri bu yöredeki diğer sularla hemen hemen benzer özelliktedir. Sularda, sodyum bikarbonat ve ek olarak sülfat hakimiyeti vardır. Şu halde, kalevi bikarbonatlı suların etkilerini göstermesi beklenmelidir. Kaynaklar ayrıca fazla miktarda arsenik içerirler ki, arseniğin troid bezini uyardığı ve bünyeyi güçlendirici bir etki gösterdiği bilinmektedir. Kaplıca uygulamaları, genelde diğer sıcak sularda sözü edilen endikasyonları kapsamaktadır.

Ilıcada, bir tedavi havuzu ile sıra banyolar bulunmaktadır. Sosyal tesisler yeterli olmasa bile ihtiyacı karşılayacak düzeydedir. Konaklama sorunu ise, pansiyon olarak yapılmış, toplam yatak sayısı 50’yi geçmeyen odalarda halledilmeye çalışılmakta, yaz aylarında da kamp çadırları kurulmaktadır.

Şifalı su kaynakları bakımından zengin olduğu bilinen illerin arasında akla nasıl Balıkesir geliyorsa, Balıkesir denince de akla hemen Gönen gelmektedir. Bu ilçedeki şifalı kaynakların ünü sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da duyulmuş ve Gönen çok sayıda yabancı turist çeken kaplıca kentleri arasına katılmıştır. Şimdi sırayla bu ünlü ilçedeki kaplıca ve

içmeleri tanıyalım;

Ekşidere Gençlik İçmesi: Gönen’in güneybatısında, ilçe merkezine 13 kilometre uzaklıkta, Ekşidere köyündedir.

Dağ Ilıcası’nın yakınlarındaki bir ormanda, taş bir yalaktan kaynamaktadır. Temperatürü 18°C, radyoaktivitesi 5314 Pci/lt= 53.14 eman, pH değeri 3.2’dir. ‘Ekşidere Gençlik Suyu’ da denilmektedir.

Ekşidere Gençlik Suyu; bu yöredeki sular içinde en fazla radyoaktif olanıdır. Bu nedenle radyoaktif sular grubunda değerlendirilmesi gerekir. Zaten, ‘Gençlik Suyu’ denilmesine de bu özelliği sebep olmuştur. Bilindiği gibi, radyoaktif emanasyonlar iç salgı bezleri üzerinde uzun süreli tesir etmekte ve bunların çalışmalarını hızlandırmaktadır. Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler ve salgı bezleri kesitlerinde yapılan mikroskopik incelemeler, bu etkinin organizmada güçlendirici bir rol oynadığını göstermiştir.

Gençlik İçmesi; bazı basit sosyal tesislerle desteklenmiş içme çeşmelerinden ibarettir. Total mineralizasyonu çok zayıf olduğundan içimi de kolay olmaktadır.

Ekşidere Dağ Ilıcası: Ekşidere köyü sınırları içinde, Gençlik Suyu’na 100 metre uzaklıktadır. İlıca suları üç ayrı kaynaktan çıkmakta ve genel olarak oligometalik sular kapsamında değerlendirilmektedir.

a) Akkaya kaynağı: Soğuk, oligometalik bir maden suyudur. Bol miktarda karbondioksit içerir.

b) Derebaşı kaynağı: Ilık, radyoaktif ve oligometalik bir sudur.

c) Ilıca kaynağı: Sıcak ve oligometaliktir.

Her üç kaynak suyunda, özellikle magnezyum iyonunun bulunması, safra kesesi, karaciğer ve bağırsak motilitesi üzerinde etkiyi arttırıcı bir rol oynar. Banyo tedavisinden; nevraljili hastalar, romatizmalılar ve kadın hastalıklarından şikâyetçi olanlar büyük yarar sağlar.

Ekşidere Gençlik Içmesi’yle ortak olarak kullanılan alanda, konaklama tesisi olarak birkaç tek odalı barakayla, kamp çadırlarının kurulduğu geniş bir meydan bulunmaktadır.

Ekşidere Maden Suyu: Aynı yöreden kaynayan, sodyum klorürlü, sülfath, soğuk ve oligometalik bir maden suyudur. İçimi; sindirim sistemi faaliyetlerini düzenleyici, mide ve bağırsak fonksiyonlarını rahatlatıcı bir etki yapar.

Ihcaoba Ilıcası: Gönen’in 10 kilometre güneybatısında, Ilıcaoba köyündedir. Cilt hastalıklarına yararlı bir sudur.

Gönen Dağ Ilıcası ve İçmesi: Gönen’deki en meşhur kaplıcalarından biri de, ilçe merkezine 13 kilometre uzaklıkta, Deliçal Dağı eteklerindeki Gönen Dağ Ilıcası’dır. Suyu hem banyo, hem de içme olarak kullanılmaktadır.

Roma çağından beri şifa dağıtan bu kaynak suyunun sıcaklığı 68°C olup, bileşiminde sodyum ve kalsiyum sülfat, bikarbonat, fosfor, radon ve karbondioksit bulunmaktadır. Romatizmaya, mide ve bağırsak hastalıklarına, özellikle hormonal kısırlıklara iyi gelmektedir.

Gönen Kaplıcaları: Gönen Kaplıcaları, Marmara bölgesinin en güzel ilçelerinden biri olan Gönen’de, aynı adı taşıyan çayın kenarında bulunmaktadır. Bandırma’nın güneybatısında, denize 44 kilometre uzaklıktadır. Yıl boyunca 24 saat sürekli çalışan araçlarla bu ünlü kaplıcaya ulaşmak çok kolaydır. Ulaşım için, aktarmalı olarak tren, deniz ve hatta havayolunu kullanmak da mümkündür.

Deniz seviyesinden 36 metre yükseklikte bulunan kaplıca alanı, ilçenin 500 metre kuzeyindedir. Şehir, gelişmesini ve bugünkü duruma gelmesini büyük ölçüde kaplıcalara borçludur. Gönen’in tarihi kaplıcalarla başlamıştır dernek yanlış olmaz. Bu şifalı kaplıcalar; Mısırlılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından işletilmiş, bu sürekliliğiyle yüzyıllardan beri haklı bir üne kavuşmuştur. Kaplıca alanında yapılan arkeolojik kazılarda, termalizm ile ilgili tarihi eserlerin gün ışığına çıkarılması sağlanmıştır. Çevrede tapınak yıkıntılarına rastlanması, kaplıca tarihinin mitolojik devirlere kadar uzandığına, mitolojinin birçok tanrı ve tanrıçasının burada yıkandıklarına dair söylentilere kanıt olarak gösterilebilir. Elde edilen tarihi eserler kaplıca müzesinde sergilenmektedir. Türkiye’deki en geniş ve sağlam mozaik kolleksiyonu, bu müzenin değerli parçaları arasında yer almaktadır.

Gönen Kaplıcalan’nda sular üç önemli kaynaktan çıkmaktadır. Bunlardan ilki ‘Eski Kaynak’tır ki, hâlen kullanılmamaktadır. İkinci kaynak, ‘Büyük Kaynak’ da denilen ‘Mermerli Kuyu’dur. Üçüncüsü de, son olarak açılan ‘Çemberli Kaynak’tır. Bu kaynakların kaptajı bizzat doğa tarafından 275 metre derinlikte, tamamen doğal koşullarda tamamlanmış ve şifalı su, sızması muhtemel diğer yer üstü sularından ayrılmıştır. Suların bir kısmı, kaynaklardan motopomplarla çekilip tahta iskelelerden aşağı doğru akıtılarak soğutulmakta, sonra, banyolara direkt olarak verilen suya karıştırılarak suyun ısı derecesi düşürülmektedir. Şifalı sular, dünyada çok az rastlanır bir biçimde saf, temiz ve özelliklerini yitirmeden sunulmakta, halk arasında ‘Bano’ tabir edilen tarihi kubbeli hamamda bu suretle yıllardır şifa dağıtmaya devam etmektedir.

Madeni az ılıca ve içmeler grubunda incelenen kaplıca suyu; sodyum, sülfat, klorür, bikarbonat ve az miktarda da florür ve demir içermektedir. Kaynakların temperatürü 52 72°C, radyoaktiviteleri 0,82 eman, pH değerleri ise 7.27.36 arasında değişmektedir. Hipertermal ve hipotonik olan bu sular, karışık acı maden suları grubuna girer. 2 gramın üzerinde total mineralizasyon içermesi (0.590 mg/It. amonyum, 528.770 mg/lt. sodyum, 29.325 mg/lt. potasyum ve 278.637 mg/lt klor) özellikle içme tarzında kullanıldığı zaman, karaciğer ve safra yollarıyla böbreklerin fonksiyonel işleyiş mekanizmalarında kayda değer bir etki meydana getirecektir. Banyo tarzında kullanıldığında ise; bu civarda bulunan diğer sularda da görülen genel endikasyonları gösterecektir. Romatizmal sendromlar, kırıkçıkık sekelleri, ameliyat sonrası dönemlerde ortaya çıkan eklem sertlikleri de dahil olmak üzere, Iokomotör sistemin ağrı ve hareket güçlükleri, kireçlenmeler, çeşitli felçler, kas ağrıları, ağrılı ve iltihaplı kadın hastalıkları, kalın bağırsağın ağrılı, spastik iltihapları vs. ilk anda fayda görebilecek rahatsızlıklardır. Ayrıca bu sularda, kanda biriken yağ cisimciklerinin temizlendiği, normal sınırlara döndüğü, kanın heparin yapılmışcasına sulanıp iri parçalı yağ cisimciklerinden temizlenerek hareket kabiliyetinin arttığı görülür. Şu halde uygulanacak kürler, damar sertliğinin kan bulgularının düzeltilmesinde, buna bağlı nörolojik ve vasküler komplikasyon sekellerinin tedavisinde, bir de koruyucu hekimlik açısından, bu hususlarda orta yaşlılarda gelişme eğilimi gösteren komplikasyonların önlenmesinde değerlendirilmelidir. Nevralji, nevrit, zihni yorgunluk, çocuklardaki gelişme bozuklukları, müzmin nezle, bronşit gibi hastalıkların tedavisi için de tavsiye edilmektedir.

Emekli Sandığı, SSK ve BağKur gibi müesseselerce sevk edilen hastaların kabul edildiği Gönen Kaplıcalan’nda; batı standartlarında bir hizmet verilmektedir. Sağlık merkezinde uzman doktor ve uzman yardımcı personelin çalıştığı kaplıcada; kadın ve erkeklere mahsus iki adet kubbeli tarihi hamam, çamur banyoları, yüz on dokuz adet özel banyo, Fizik Tedavi Enstitüsü ile Hidroterapi Merkezi, buhar odası ve fizikomekanik yardımcı tedavi araçları bulunmaktadır.

Fizik Tedavi ve Hidroterapi Merkezi’nde; uzman hekim muayenesi, kısa dalga diatermi, ultrason, sualtı masajı, çeşitli duşlar, röntgen çekimi, lokal ve total masaj, eklem içi ve lokal derialtı enjeksiyonları, parafin banyoları vs. gibi tedavi çeşitleri uygulanmaktadır.

Kaplıca alanında her türlü ihtiyaca yanıt verecek tarzda konuşlandırılmış sosyal tesisler, restoranlar, yüzme havuzları ve kaplıca işletmesine bağlı olarak çalışan konaklama tesisleri bulunmaktadır. Bu tesislerin en önemlisi de, başlıbaşına bir termal merkez sayılması gereken Büyük Yıldız Oteli’dir.

Dört yıldızlı otel, 207 odada 414 yatak kapasitesiyle hizmet vermektedir. Otelde; tarihi dönemlerden kalma hamamlar, açık yüzme havuzu, 450 kişilik restoran, 250 kişilik açık büfe ve kahvaltı salonu, 200 kişilik toplantı salonu, sosyal ve sportif olanakların yanı sıra, birçok sağlık ünitesi de bulunmaktadır. Türk hamamı, arslanlı havuz, çeşitli tedavi havuzlan, sauna ve buhar banyoları, masaj odaları vs. bunların başhcalarıdır.

Diğer konaklama tesisleri; 118 yatak kapasiteli Park Otel ile 97 yatak kapasiteli Yeşil Otel ve 29 yatak kapasiteli Berlin Pansiyon’dur. Çok sayıda turist çeken Gönen’de, kaplıca yönünde uzanan ‘Kaplıca Caddesi’, tamamen otel, motel ve pansiyonlarla doludur, ilçe içindeki konaklama tesislerindeki yatak kapasitesi 5000’i bulmaktadır.

Ekşi Su ‘Gençlik Çeşmesi’: Her tarafından şifalı suların fışkırdığı Gönen ilçesinde, Gönen Kaplıcalan’na 200 metre uzaklıktaki bir kayanın altından kaynamaktadır. Siroz hastalığı bulunanların yararlandığı bu sudan kanser hastaları da tedavi görmektedir. Radyoaktivitesi yüksek olan bu suyun hormon faaliyetlerini güçlendirdiği ve vücut dinamizmini arttırdığı laboratuvar çalışmalarıyla kanıtlanmıştır. Bu su; böbrek ve idrar yolları hastalıklarına, karaciğer rahatsızlıklarına, bağırsak tembelliğine ve her çeşit parazitlere karşı iyi gelmektedir.

Şifalı su kaynakları bakımından sayısız zenginliklere sahip Balıkesir ilimizde; nevralji ve solunum yolları hastalıklarına iyi gelen Kokarlar Kaplıcası ile Safsu Kaplıcası gibi kaplıcalar ve midebağırsak rahatsızlıklarını gideren Maden Suyu İçmesi gibi adı pek duyulmamış sayısız içmeler bulunmaktadır. Ancak, Merkez ilçeye bağlı Pamukçu beldesindeki iki kaplıca, yine ilin olduğu kadar Türkiye’nin de sayılı termal merkezleri arasında hızla yol almaktadır.

Bengü Kaplıcası: 11 merkezine 18 kilometrelik bir yolla bağlı olan kaplıca, Pamukçu beldesindedir. Bu nedenle ‘Pamukçu Kaplıcası’ diye de anılmaktadır. Balıkesirlzmir yolu üzerinde, bağlık ve bahçelik bir alanın ortasında yer almaktadır.

Kaplıcada iki kaynak bulunmaktadır:

a) [‘inci kaynak; soğuk kaynak olarak tanınır. Sodyum bikarbonatlı, klorürlü, sülfatlı, arsenikli ve oligometalik bir sudur. Temperatürü SVC, pH değeri 7.2’dir. Litrede 0.32 mg/lt arsenik içermektedir.

b) H’inci kaynak; sıcak kaynak olarak tanınır. Sodyum sülfatlı, klorürlü ve arseniklidir. Temperatürü 55°C, pH değeri 7.44, radyoaktivitesi 7.5 emandır. Litrede 0.22 mg/lt arsenik içermektedir.

Banyo tedavisi; romatizma ve damar sertliği hastalığına, içme tedavisi; mide ve şeker hastalığına tavsiye edilmektedir. Bu sular, karışık maden suları grubuna girer. Yani, karışık anyonlara sahiptir. Daha ziyade kalevi özelliğinde, arsenik içeren sıcak sulardır. Bütün bu unsurlara rağmen, total mineralizasyonun 1.5 gramı geçmediği görülmektedir. Şu halde, kolaylıkla içme kürleri halinde değerlendirilebilir. Bu tarz kullanıldığında; karaciğer, safra yolları ve pankreas üzerinde bir etki beklenebilir. Banyo uygulamalarında; ağrı dindirici özelliği öne çıkar. Ayrıca kan seviyesinde birikme gösteren metabolizma artıklarının temizlenmesinde ve kanın çeşitli unsurları arasında bozulan dengenin yeniden kurulmasında etkili olabilir. Romatizmal hastalıkların her türünde, dejeneratif, iltihabi ve yumuşak doku romatizmalarında, ortopedik ameliyat sekellerinde, hemipleji, parapleji gibi lokomotör sistem hastalıklarında, sekel bırakan hastalıkların nekahat dönemlerinde kaplıca tedavisi etkili olacaktır. Ayrıca, üst solunum yolu hastalıklarında, metabolizma bozukluklarında, midebağırsak sisteminin fonksiyonel ve salgı bozukluklarında, karaciğer, safra kesesi yetersizliği ve safra taşlarında, ameliyat sekellerinin giderilmesinde banyo tedavisi yararlı olacaktır. Banyo uygulamaları sırasında; egzersiz, hareket havuzları, su içi ve su dışı duşlarla takviyeli banyo uygulamaları, lokal ve elektrikli banyolar vs. gibi her türlü modern tedavi yöntemleri denenmektedir.

Eski tarihi hamama bitişik olarak inşa edilmiş kaplıca, Pamukçu Belediyesi tarafından işletilmektedir. Her türlü sosyal ihtiyaçları karşılayacak tarzda düzenlemenin yapıldığı bu tesiste konaklama da mümkün olup, 100 yatak kapasiteli bir otel müşterilerin hizmetine sunulmuştur. Ayrıca, sezon sırasında çadır kurmak için de kaplıca çevresinde alan düzenlemesi yapılmıştır.

Balpaş Turistik Termal Tesisleri: Pamukçu beldesindeki diğer kaplıcadır. Belediye’ye ait olan Bengü Kaplıcası’na 2 kilometre uzaklıkta, Balıkesirlzmir karayolunun kenarmdadır. Belediye tarafından açılan iki yeni sondaj kuyusunda 67°C sıcaklıkta termal suyun bulunmasıyla birlikte, bu suların değerlendirilmesi cihetine gidilmiş ve üzerine son derece modern bir kaplıca tesisi inşa edilmiştir.

Balpaş Turistik Tesisleri’ndeki termal su; açık ve kapalı tedavi havuzlarında, özel banyolarda, banyo ve içme kürleri şeklinde değerlendirilmektedir. Tesiste; Fizik Tedavi Ünitesi, sualtı masajı, buhar banyosu, basınçlı duş, egzersiz salonları ve çamur banyosu uygulamalarının yapıldığı birimler mevcuttur. Ayrıca, yüzme havuzları, Türk hamamı ve kondisyon odaları da bulunmaktadır.

Kaplıcanın şifalı suyu; hipertermal, sodyum sülfatlı ve klorürlü bir su olup, romatizmalhastalıklar, ortopedik ameliyat sonrası sekellerin giderilmesi, üst solunum yolları hastalıkları, metabolik hastalıklar, mide ve bağırsak sistemiyle ilgili fonksiyonel ve salgı bozuklukları, karaciğer ve safra kesesi yetersizlikleri ile safra taşlarının tedavisinde olumlu sonuçlar vermektedir.

Balıkesir’deki konaklama imkânları ile il dahilindeki kaplıca ve içmeler hakkında bilgi almak isteyenler, Balıkesir Turizm Danışma Bürosu’ndan gerekli bilgiyi temin edebilirler.

Kategoriler